‘Ağaçlar’ kategorisi için Arşiv

ağaç evler

Cumartesi, 31 Ocak 2009

ağaç evler

SocialTwist Tell-a-Friend

İlginç ağaç şeyler

Pazartesi, 26 Ocak 2009

İlginç şeyler

SocialTwist Tell-a-Friend

Meyve Ağaçlarında Budama

Perşembe, 15 Ocak 2009

Meyve Ağaçlarında Budama

bah0066, Meyve Ağaçlarında Budama

MEYVE AĞAÇLARINDA BUDAMA
Prof. Dr. Ali ÜNAL
E.Ü. Ziraat Fakültesi Bahçe Bitkileri Bölümü

EGE ÜNİVERSİTESİ TARIMSAL UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ
Çiftçi Broşürü : 28

Meyve Ağaçları Neden Budanır?

Meyve yetiştiriciliğinde kaliteli ve bol ürün alabilmek için toprak işleme, sulama, gübreleme, mücadele gibi tedbirlerin yanında her yıl budamanın da yapılması zorunludur.

  • Budama yapılmayan ağaçlarda;
  • taç düzensiz gelişir,
  • fazla verim nedeniyle dallar kırılır,
  • küçük ve kalitesiz meyve oluşur,
  • sık dallanma sonucu iç kısımdaki dallar ışık almaz,
  • kısa zamanda verim düşer
  • periyodisite (ürün bir yıl var ve bir yıl yok) görülür

Bu nedenle budama, meyvecilikte karlılık oranını artırmak için yapılması gereken en önemli bakım tedbirlerindendir.

Meyve ağaçlarında budama, dal kesme, dal eğme, dal seyreltme, uç alma ve dalların açılarının genişletilmesi veya daraltılması gibi işlemlere denir. Bu işlemler genel olarak şu amaçlar için yapılır.

  • Fidan dikim esnasında kök ve gövde arasındaki dengeyi sağlamak.
  • Ağaçlara istenilen şekli vermek.
  • Şekli oluşturulmuş ve verime yatmış ağaçlarda verilmiş şekli muhafaza etmek.
  • Ağaçlarda meyve verimi ile sürgün oluşumunu dengelemek.
  • Dal çıkarma ile meyve seyreltmesi yapmak.
  • Periyodisitenin (ürün bir yıl var ve bir yıl yok) etkisini azaltmak.
  • İyi bir taçlandırma ile ağaç tacının iç kısımlarının da ışıklanma ve havalanmasını sağlayarak bu kısımlardan da meyve almak.
  • Dal kırılma ve sarkmalarını azaltmak.

Ne Zaman Budama Yapılmalıdır?

Meyve ağaçlarında budama, genelde kış dinlenme döneminde havaların çok soğuk olmadığı zamanlarda yapılır. Ege ve Akdeniz Bölgeleri gibi kışın çok soğuk geçmediği bölgelerde sonbaharda, ağaçlar yapraklarını döktükten itibaren budamaya başlanır. Kış sonunda ağaçlar uyanıncaya kadar devam edilebilir.

Kışları çok soğuk geçen bölgelerde ise budama yerlerinin soğuktan zarar görmemeleri için budamayı soğuklar geçtikten sonra; fakat ağaçlar uyanmadan önce yapmalıdır.

Meyve ağaçları kış ayları dışında yaz başlangıcında da, kış aylarındaki kadar sert olmamak şartıyla budanabilir. Bu dönemde yapılan budama, genç ağaçlarda şekil vermek için yapılır. Bu budama dal eğme, uç alma, açı genişletme veya daraltma şeklinde olur. Yaz başlangıcında yaşlı ağaçlarda ise aşırı olmamak kaydıyla iç kısımların ışık almasını sağlamak için dal seyreltmesi yapılır. Bu budamada öncelikle ana dallardan çıkan obur dallar ile dalların uç kısımlarında birbirine yakın kuvvetli gelişen dallardan bazıları çıkarılır. Ana dalların uç kısmında ana dala rakip olabilecek kuvvetli dalların kalanları eğilerek zayıflatılır.

Budamanın Genel Kuralları Nelerdir?

Meyve ağaçlarının budanma şekli, meyve tür ve çeşidine, ağaçların yaşına, toprak ve iklim koşullarına, budamadan beklenen amaca ve ağacın gelişme gücüne göre değişir. Bu nedenle her meyve tür ve çeşidinin değişik iklim ve toprak koşullarındaki gelişme gücünün ve bunların budamaya karşı gösterdiği tepkilerin iyi bilinmesi gerekir. Ayrıca dalların kesilmesi, bırakılacak ve kesilecek dalların iyi seçilmesi konusundaki genel kuralların da bilinmesi zorunludur. Bazı kurallar aşağıda sıralanmıştır.

  • Meyve ağaçlarına tabii büyümelerine uygun şekiller verilmelidir.
  • Kuvvetli gelişen ağaçlarda veya dallarda az kesim yapılmalı, zayıf gelişenlerde ise fazla kesim yapmalıdır.
  • Ağaçlarda dal kesimi yeni sürgün oluşumunu artırır ve genç ağaçlarda meyveye yatmayı geciktirir. Dal eğme, bükme, boğma, bilezik alma gibi işlemler ise erken meyveye yatmayı sağlar.
  • Zayıf gelişen dalların gelişmesini artırmak için açıları daraltılmalı, kuvvetli gelişen dalların gelişmesini azaltmak için ise dallar eğilerek açıları genişletilmelidir.
  • Dallar, ana dala birleştiği yerden itibaren geniş bir yay yapacak şekilde eğilmelidir.
  • Şekil oluşturma amacıyla ana dalların açılarının düzenlenmesinde ana dalların gövde ile açıları 45-60 olmalıdır. Bu işlem yaz aylarında da yapılabilir.
  • Kuvvetli gelişen ve yan dal oluşturmayan türlerde (kiraz, armut, elma gibi) gerekirse yaz aylarında da uç alarak istenilen aralıklarda yan dal oluşması sağlanmalıdır.
  • Budanan yerlerde tırnak veya budak bırakılmamalıdır.
  • Fazla yara açmamak için çok sayıda yan dal kesimi yerine mümkünse bir dal kesimi ile aynı işi görmeye çalışmalıdır. Kesimler fazla meyilli olmamalıdır.
  • Kalın dal kesimlerinde mutlaka yük alma işlemi yapılmalıdır. Bu sayede kabuk veya dal yarılmaları önlenmiş olur. Yara yerleri aşı macunu veya kara boya ile kapatılmalıdır.
  • Dallar çok sık değilse ana dalların alt kısımlarından dipten dal çıkarmamalıdır. Dal üzerindeki meyve yükü öncelikle uçtan itibaren geriye doğru dal çıkarılarak sağlanmalıdır. Uçta bırakılan dal altta kalan en yakın dallara göre daha kuvvetli gelişmiş olmalıdır.
  • Dal kesimleri bir yan dalın veya gözün hemen üzerinden gözün veya dalın aksi yönüne doğru hafif meyilli olarak yapılmalıdır.

Budama Şekilleri Nelerdir?

Meyve ağaçlarında üç tür budama yapılmaktadır. Bunlar; şekil budaması, mahsul budaması ve gençleştirme budamasıdır.

1. Şekil Budaması Meyve ağaçlarında, meyve fidanı dikildikten sonra normal verime yatıncaya kadar yapılan budama, ağaca şekil vermek içindir. Ağaca verilecek şekil bölgenin hava nisbi nemi ve güneşlenme durumuna göre değişir. Nemli ve kapalı yerlerde ortası açık şekiller; güneşli, sıcak ve kurak yerlerde ortası kapalı şekiller tercih edilmelidir. Meyve fidanı dikildiği ilk yıldan itibaren ağaç şekli iyi oluşturulmalıdır. Bu, ağacın ilerdeki verimini ve meyve kalitesini büyük ölçüde etkiler. Ayrıca, budama, hasat, ilaçlama gibi bakım işlerinin de kolay ve uygun şekilde yapılmasını sağlar. Bu nedenle yeni meyve bahçesi kuran yetiştiricilerin, genç meyve ağaçlarında bölgeye ve ağacın genel gelişme yapısına uygun taç oluşturması zorunludur.

Meyve ağaçlarına şekil verilirken, seçilen ana dalların gelişme güçlerinin aynı olması dengeli bir tacın oluşması için önemlidir. Dikimden sonraki yılda istenen yönde ve sayıda dal oluşmamışsa, fidan sert kesilerek yeni dalların meydana gelmesi sağlanır. Bir fidan üzerinde aynı gelişme gücünde dal bulmak genellikle zordur. İlk yıllarda birbirinden farklı gelişme gücünde olan dalların, iyi budama ile birkaç yıl içinde aynı kuvvette gelişmelerini sağlamak mümkündür. Bunun için zayıf gelişen dal sert kesilerek (fazla dal çıkarılarak) ve gövde ile yaptığı açı da daraltılarak kuvvetli gelişmesi sağlanır. Kuvvetli gelişen dallardaki kesimler daha az yapılır. Ana dalları oluşturacak bu dalların gövde ile yaptığı açılar sağlam bir tacın oluşması için 45-60 derece olmalıdır. Ayrıca, Goble şeklinde, ana dallar aynı noktadan çıkmamalıdır.

Bir meyve ağacından en yüksek verimi alabilmek için ana dalların iyi oluşturulması yanında yardımcı dalların da düzenli seçilmesi gerekir. Genellikle genç ağaçlar kuvvetli ve uzun sürgünler meydana getirirler. Ana dalı oluşturacak bu sürgünler üzerinde yardımcı (tali) dalların meydana gelmesi için dalların uçları kesilmelidir. Bilhassa yan dal vermeyen meyve tür ve çeşitlerinde bu çok önemlidir. 80-100 cm ve daha uzun sürgün veren genç ağaçlarda dalların uçları alınmadığında istenilen yönde ve sayıda tali dallar oluşmayacağı için ilerde ana dallar üzerinde boşluklar meydana gelir. Bu da ağaçtan genelde daha az meyve alınmasına neden olur.

Ana dalların uçları alınırken en uçta bırakılan dal veya göz mutlaka tacın dışına doğru bakmalıdır. Ayrıca ana dal üzerinde bırakılan her kademedeki tali dallar bütün ana dallarda aynı yönde ve aynı yükseklikte olmalıdır. Dal kesimlerinde tırnak bırakmamalıdır. Başka bir ifade ile kesimler ya bir gözün hemen üzerinden veya o dal üzerindeki bir yan dalın koltuğundan dal veya gözün ters yönüne doğru hafif eğimli olarak yapılmalıdır.

2. Mahsul Budaması

Meyve ağacı normal verime yattıktan sonra yapılan budamaya mahsul budaması denir. Bir meyve ağacında mahsul budamasına başlamadan önce ağaç bütünüyle incelenmeli; çıkacak ve bırakılacak kalın dallar tespit edilmelidir. Dal kesimlerine öncelikle kuru, yaralanmış ve hastalıklı dallarla ana dallardan çıkmış obur dallardan başlanmalıdır. Bundan sonraki budama meyve dalı seyreltmesi ve ana dalların dengelenmesini amaçlar. Meyve dalı seyreltmesi ağacın gelişme gücü dikkate alınarak yapılır. Ana ve tali dalların budanmasına dal uçlarından başlanır ve geriye kesim uygulanarak bu dalların gereğinden fazla uzaması engellenir.

Budama sonucunda ağaçta bırakılacak en uç dallar veya gözler daha öncede belirtildiği gibi tacın dışına doğru bakmalı, diğer dallar ise ağacın boşluklarını doldurmalı ve güneş görebilmelidir. Kalın dallar üzerinde bulunan küçük meyve dalları çok sık değillerse kesilmemelidir. Böylece ağaç tacının maksimum hacminden yararlanılarak verim artırılabilir.

Kalın ve bilhassa ana dalların devamını sağlayacak en uçta bırakılan dallar, ondan sonra gelen ve ağacın gelişme gücüne göre uçtan itibaren 30-60 cm uzakta bırakılan yan dallardan daha kuvvetli olmalıdır. Eğer uçtaki dal bir gözün üzerinden kesilerek kısaltılmış ise gözün bırakıldığı dal üzerindeki ilk dallar yine 30-60 cm altta bulunmalı ve uzunlukları bu dalın yaklaşık üçte bir uzunluğunda olmalıdır.

Mahsul budamasında meyve dallarının uzunluğu iri meyveli şeftali, elma ve armut gibi meyve türlerinde en fazla 40 cm kadar olmalıdır. Zayıf dallar daha kısa, kuvvetli dallar daha uzun bırakılmalıdır. Bir yıllık uzun bir dalın ucu kesilmeden bırakılırsa, üzerinde meydana gelen fazla sayıdaki meyve, dalın kırılmasına neden olabilir. Ayrıca böyle dallar yeterli uzunlukta yeni sürgün veremezler. Bilhassa şeftali ağaçlarında daha sonraki yıllar verimde azalma ve ağacın gelişmesinde zayıflama görülür. Mahsul budaması sonucunda ağaç hem o yıl yeterli ürün vermeli, hem de daha sonraki yıllarda verim verecek yeni sürgünler oluşturmalıdır. Bir dalın hem meyve vermesi ve hem de yeni sürgün oluşturması o dalın ortalama üçte birini (1/3’ünü) kesmekle sağlanabilir. Daha fazla kesim meyvenin az olmasına, fakat sürgünlerin kuvvetli gelişmesine, az kesim ise meyvenin çok olmasına ve sürgünlerin zayıf gelişmesine neden olur. Ortalama 30 cm’den kısa olan meyve dallarında genellikle uç alma işlemi yapılmamalıdır.

3. Gençleştirme Budaması

Meyve ağaçları yaşlandıkça genellikle verimi fazlalaşır ve sürgün gelişmesi zayıflar. Bu tür bir gelişmenin uzun süre devam etmesi, zamanla verimin de azalmasına neden olur. İyi, kaliteli ve her yıl düzenli meyve elde etmek, ancak ağaç fizyolojik dengede olduğu zaman mümkündür. Yaşlı ağaçlarda diğer bakım tedbirleri yanında, ağaçta yapılacak kalın dal kesimleri yani gençleştirme budaması da ağacın verimini ve sürgün gelişmesini dengeler. Bazı meyve türleri çok kalın dal keserek ağacı gençleştirmeye karşı zamk çıkarma, kuruma gibi olumsuz tepki gösterirler. Bu gruba giren erik, kiraz, vişne, kayısı, şeftali ve badem gibi meyve türlerinde geçleştirme budaması, daha genç ve ince dalları keserek yapılmalıdır. Elma, armut, zeytin, ayva ve turunçgiller gibi meyve türlerinde gençleştirme budaması başarıyla uygulanır.

Meyve ağaçlarının budanmasında yukarıda anlatılan genel kurallar her zaman bütün meyve ağaçlarında uygulanamaz. Çünkü her ağacın gelişme gücü ve şekli farklıdır. Bu nedenle budamada da farklılıklar olabilir.

Budayıcı budama sırasında aşağıda belirtilen konulara dikkat etmelidir.

  • budamanın şeklini ve dal kesim miktarını,
  • ağacın gelişme gücünü,
  • ağaçtan bir yıl önce alınan meyve miktarını,
  • meyve dallarındaki çiçek tomurcuğunun miktarını
  • budamaya etkili olabilecek diğer faktörleri

Başka bir ifade ile budayıcı ağacı iyi tanımalı ve onun kesime karşı göstereceği tepkiyi, dolayısıyla kesimin verime ve meyve kalitesine etkilerini iyi tahmin edebilmelidir.

Budama Sonrasında Neler Yapılmalıdır?

Budama sonunda çıkan budama artıkları ve bahçe kenarlarındaki çalılıklar, kuru bitki parçaları hastalık ve zararlıların en iyi barınak yeridir. Meyve ağaçlarına ve ürünlerine zarar veren bu hastalık ve zararlıların çoğalmaması için bu artıklar yakılmalı veya bahçeden uzaklaştırılmalıdır. Budama sonunda meyve ağaçlarında kış ilaçlamalarının da yapılması zorunludur

SocialTwist Tell-a-Friend

Picea pungens (Mavi Ladin)

Perşembe, 15 Ocak 2009

Picea pungens (Mavi Ladin)

picea pungens mavi ladin 300x300,  Picea pungens (Mavi Ladin)

Mavi Ladin
Familya: Pinaceae
Latince İsim: Picea pungens
İngilizce:
Türkçe: Mavi Ladin
Yerel:
Özellik: Yaz kuraklığından en az etkilenir. Zehirli gazlara karşı duyarlıdır.
Habitat:
Boyu-Genişliği: 30-50
Büyüme Biçimi: Piramidal
Yer: Doğal olarak yetiştiği yerlerde akarsu veya göl kenarlarında
Toprak: Toprak isteği fazla değildir. Kuru ve fakir topraklarda da yetişebilir
Kullanım Alanları: Park ve bahçelerde süs bitkisi olarak kullanılır. Peyzaj mimarisinde kullanırken sık dikim yapılmamalıdır. Aksi halde ağacın gölgede kalan kısımları çıplaklaşır.
Genel Dağılımı: Kuzey Amerikanın batısında 2000-3000 m ler arasında dopal olarak yetişir
Türkiye Dağılımı: Ülkemizde doğal yayılış göstermez

GENEL GÖRÜNÜM Çoğunlukla 30 iyi yetişme yerlerinde 50 n ye kadar boylanabilen, dalları yatay yönde ilerleyen kalın dallı bir ağaçtır. Serbest büyüdüğünde konik tepeli piramidal bir ağaçtır. Hiç bir şekilde saf orman oluşturmazlar. Çoğalrılması tohum veya aşı ile yapılır.
Park ve bahçelerde kullanılan en önemli kültür formları:
P. pungens cv “Compecta” – geniş tepeli
P. pungens cv “Globosa” – Küre biçiminde bodur çalı
P. pungens cv “Pendula” – Sarkık dallı

YAPRAK İğne yapraklar 2-3 cm boyunda, dört köşeli, biraz kıvrık, uçları sivri ve batıcıdır. Yeşil, mavi-yeşil, gümüşi renklidir. Sürgünlerin her tarafına sıkı vaziyette fırça gibi dizilmişlerdir. Yapraklar çiğnendiğinde ekşimsi-acı tattadır.

GÖVDE Kabuk önceleri ince, kül grisi veya kahverengi-gri, pullu, daha sonraları kabuk gri-esmer, kalın ve derin çatlaklıdır.

MEYVE / TOHUM / KOZALAK Kozalaklar 8-10 cm uzunluğunda 3 cm çapındadır. Taze iken yeşilimsi olgunlaşınca saman sarısı rengindedir. Kozalak pulları kağıt gibi ince, kenarları dalgalı, uçları kertiklidir.

SÜRGÜN genç sürgünler kalın, çıplak, tomurcuklar konik yuvarlak, reçinesiz, tomurcuk pullarının uçları geriye doğru kıvrıktır.

SocialTwist Tell-a-Friend

ağaç tarihi ve çeşitleri aynı zamanda bilgileri… Ve dünyanın en büyük ağacı…

Perşembe, 15 Ocak 2009

ağaç tarihi ve çeşitleri aynı zamanda bilgileri… Ve dünyanın en büyük ağacı…

Ağaç, tek gövdesi bulunan, beslenmeyi ana ve yan köklerden alan 4-5 m boyundaki odunsu bitki.
Toprağa düşen tohumdan en önce fide meydana gelir. Fide bir yıl sonra fidan halini alır. Hücrelerinin çoğalmasıyla dal ve yapraklar, gövde ve kök olarak üç parçadan ibaret bir ağacın küçük bir modeli olur. Her yıl ağacın dallarında ve köklerinde yeni sürgünler çıkarken, gövdede de bir tane yıllık halka meydana gelir. Bu halkalar, ağacın enine büyüyerek yaptığı odun tabakasıdır. Yağışı bol yıllarda, geniş bir halka; kurak geçen yıllarda ise, ince ve küçük bir halka meydana gelir. Bu halkalardan ağacın yaşı kolayca anlaşılabilir.
Gövdesinden enine kesilen bir ağaç incelenecek olursa, en dışta kabuk, sonra yıllık halkaları meydana getiren hücre tabakaları ve en içte de öz kısım görülür.
Bir ağacın gerçekten canlı olan biricik kısmı, kabuğun altında odunun yüzeyindeki ince bir hücre tabakasıdır. Buna katman doku tabakası denir. Bu tabaka ağacı geliştiren ve büyümesini sağlayan tabakadır. Genç bir ağaca çivi çakıldığında veya ağaç bir dal verdiğinde, çivinin ve dalın yerden yüksekliği hiç değişmez.
Bütün canlı varlıklar gibi ağacın da dokularının arasında devamlı bir su dolaşımı olur. Bu su dolaşımının sağlanabilmsi için ağacın devamlı ve bol miktar suya ihtiyacı vardır. Çok büyük bir kayın ağacı, kuru ve sıcak bir günde 250 litre, küçük bir ayçiçeği ise 1 litre su harcar. Okaliptüs ağaçları ise günde ortalama 400 litre su harcadıklarından bataklıkları kurutmada faydalanılır.
Ağacın ihtiyacı olan su, büyük ağaç türlerinde 50 metrenin üzerinde bir yüksekliğe çıkmak mecburiyetindedirler. Bu hadisede önemli olan birinci kuvvet kılcallık olayıdır. Odun boruları demetlerinde 20 metreye kadar etkilidir. İkinci kuvvet ise, kök basıncıdır. Bu basınç ile ağaçta su 30 metre kadar yüksekliğe çıkarılabilmektedir. Bir diğer önemli kuvvet de yapraklardan suyun buharlaşması (terleme) ile meydana gelen emme kuvvetidir. Buna kohezyon gerilimi de denir. Terlemenin (transpirasyon) büyük kısmı gözeneklerle, az bir kısmı da diğer yüzeylerle sağlanır. Kohezyon kuvveti su moleküllerini birbirine bağlar. Bu gerilim, suyun kopmayan bir sütun halinde yükselmesini sağlar. 100 metreye kadar etkilidir. Sekoya gibi yüksekliği 100 metreyi bulan dev ağaçlarda su tepelere kadar kohezyon kuvvetiyle yükselir.
Bir ağaç kendi besinini doğrudan doğruya toprak ve havadan güneş ışığı vasıtasıyla üretir. Bu, hiçbir canlı hayvan vücudunun yapamadığı son derece karmaşık bir hadisedir. Yapraklardaki klorofil denilen yeşil madde sayesinde, havanın karbondioksitinden, güneş ışığı altında fotosentez denilen olay sonucunda kendisi ve diğer canlılara faydalı besinleri meydana getirir.
Her yaprak, kendini dışarıya karşı koruyacak çok etkili bir tabaka ile sıkı sıkıya örtülüdür. Hava, yaprakların altındaki çok küçük deliklerden girebilir. Suyun buharlaşması da, yine bu deliklerden (por) sağlanır. Yaprak ihtiyaca göre bu delikleri açar veya kapatır. Ağaç kabuğu çok etkili bir su geçirmeyici zırhtır. Bir ağaç, başından ayaklarına kadar, su buğusunun dışarı sızmasına karşı sırlanmıştır.
Ağaçlar günlük hayatın her kısmında son derece çeşitli ve o derece yaygın olarak kullanılır. Kağıt yapımından mobilya yapımına, meyvelerinin besin olarak kullanımından süs ağaçlarına kadar, sayısız denebilecek kullanılış yeri vardır. Büyük ağaç toplulukları olan ormanlar ise, bir memleketin iklimini, hatta ekonomisini etkileyecek kadar önemlidir.
Eski jeolojik devirlerde yaĞPKLşamış, bugün nesli tükenmiş dev ağaçlara dünyanın bazı bölgelerinde nadiren rastlanabilmektedir.
Ağaçların boyları ve yükseklikleri bir hayli değişiklik gösterir. Boyları üç metreden yüz on metreye kadar; yaşları otuz-kırk yıldan beş bin yıla kadar olan ağaçlara rastlanmaktadır. Dünyanın en yaşlı ve yüksek ağaçlarından olan ve ABD’de Sierra Nevada Dağlarında bulunan sekoyalar (Sequoia) yüz on metre yüksekliğe ve 6-9 m çapa erişebilir. Bunların yaşları da dört bin yılı bulmaktadır. Avustralya’da yüksek boylu ormanlar meydana getiren okaliptus ağaçları da yüz metreyi bulmaktadır. Ağaçların yaşları bir hayli farklılıklar göstermektedir. Son yıllarda dünyanın en yaşlı ağacının higori çamının (Pirus aristata) olduğu belirlenmiştir.
Ağaçların gelişmesi için en elverişli şart bol yağmur olup, bu da tropik iklimlerde görülür. Tropikal iklimlerde kurak bölgelerin cüce bitkileri ağaç haline gelir.
Fırtınalar, seller, yıldırım, yangın gibi tabii afetler, usulsüz kesimler gibi insanların yaptığı tahripler, bitki hastalıkları, ağaçların en büyük düşmanları olarak sayılabilir.
Türkiye’de yetişen bazı ağaçların yaşları:
Meşe, ıhlamur, köknar 1000 yıl Kayın 900 yıl Zeytin 400 yıl Elma, armut 300 yıl Türkiye’de yetişen bazı ağaçların yükseklik ve kalınlıkları:
Ağaç Boyu Çapı Köknar 75 m 3 m Ladin 60 m 2 m Çam 50 m 1 m Kayın 44 m 2 m Meşe 53 m 4 m Dişbudak 30 m 1,7 m

Ağaçların özellikleri

Ağaçlar, yaşamları boyunca büyümeyi sürdüren odunsu bitkilerdir. Ağaçların biçimleri, büyüklükleri ve yaşam süreleri, türden türe değişkenlik gösterir.
Yeryüzünde, narin süs ağaçlarından, dev sekoyalara kadar, 20.000 kadar’den fazla ağaç türü olduğu bilinmektedir. Bilinen en yaşlı ağaç, Kaliforniya’da bulunan 4700 yaşındaki bir çam ağacıdır. Bilinen en uzun boylu ağaçsa, Avustralya’da bulunan yaklaşık 150 m. boyundaki bir okaliptüs ağacıdır. Ağaç türlerinin en çeşitli olduğu yerler, tropikal yağmur ormanlardır. Ülkemizde de çok sayda ağaç türü bulunur. Ağaçların biçimleri ve büyüklükleri birbirinden ne kadar farklı olursa olsun, iki bitki grubundan birine aittirler. Açık tohumlular ya da kapalı tohumlular. Kapalı tohumlu bitkiler, tohumu koruyucu bir tabakayla kaplı, çiçekli bitkilerdir. Bilinen bitki türlerinin %90′ı kapalı tohumludur. Açık tohumlu bitkilerse, koruyucu bir tabaka kaplanmamış tohumlar üreten ağaçlar ve çalılardır. Bunlar, çiçek açmazlar. En bilinenleri, servi, çam, ladin, ginko gibi ağaçlardır.

Cinsler

* Abies, Göknar
* Acacia, Akasya
* Acer, Akçaağaç
* Actinostrobus, Servi çamı
* Athrotaxis, Tazmanya sediri
* Aesculus, At kestanesi
* Agathis
* Ailanthus, Kokarağaç
* Albizia, Gülibrişim
* Alnus, Kızılağaç
* Amentotaxus
* Araucaria, Arokarya
* Arbutus, Koca yemiş
* Aucuba, Akuba
* Austrocedrus, Şili sediri
* Berberis, Kadıntuzluğu
* Betula, Huş
* Biota Doğu mazısı
* Broussonetia, Kağıt dutu
* Buxus, Şimşir
* Calocedrus, Su sediri
* Camellia
* Carpinus, Gürgen
* Carya
* Castanopsis
* Catalpa, Katalpa
* Cathaya
* Cephalotaxus
* Celtis, Çitlenbik
* Ceratonia, Keçiboynuzu
* Cercidiphyllum, Katsura ağacı
* Cercis, Erguvan
* Chamaecyparis, Yalancı servi
* Citrus, Limon,Portakal,Greyfurt,Mandalina
* Clematis, Akasma
* Cornus, Kızılcık
* Corylus, Fındık
* Cotinus, Sumak
* Cotoneaster, Dağ muşmulası
* Crataegus, Alıç
* Cryptomeria, Japon çamı
* Cunninghamia, Tırpan ağacı
* Cupressocyparis, Melez servi
* Cupressus, Servi
* Cydonia, Ayva
* Daphne
* Dalbergia, Pelesenk ağaçları
* Diospyros, Trabzon hurması, Abanoz ağaçları
* Dipteronia
* Elaeagnus, İğde
* Eriobotrya, Malta eriği
* Eucalyptus, Okaliptüs
* Euonymus, Papazkülahı
* Fagus, Kayın
* Ficus, İncir
* Fitzroya Patagonya servisi
* Forsythia, Altınçanak
* Fraxinus, Dişbudak
* Fuchsia, Küpe çiçeği
* Ginkgo, Mabet ağacı
* Gleditsia, Yabani keçiboynuzu
* Hedera, Sarmaşık
* Hibiscus, Ağaçhatmi
* Hippophae, Yalancı iğde
* Hydrangea, Ortanca
* İlex, Çobanpüskülü
* Jacaranda
* Jasminum, Yasemin
* Juglans, Ceviz
* Kalmia
* Keteeleria, Yalancı göknar
* Koelreuteria, Fener ağacı
* Laburnum, Sarısalkım
* Lagerstromeia, Oya ağacı
* Larix, Melez
* Laurus, Defne
* Ligustrum, Kurtbağrı
* Liquidambar, Sığla ağacı
* Liriodendron, Lale ağacı
* Lithocarpus
* Lonicera, Hanımeli
* Maclura, Yalancı portakal ağacı
* Magnolia, Manolya
* Mahonia, Sarıboya ağacı
* Malus, Çiçek elması
* Melia, Tespih ağacı
* Mespilus, Muşmula
* ****sequoia, Su ladini
* Microbiota
* Morus, Dut
* Myrtus, Mersin
* Nerium, Zakkum
* Nothofagus, Yalancı kayın
* Olea, Zeytin
* Osmanthus
* Ostrya, Kayacık
* Paulownia Pavlonya, İmparator pavlonyası
* Phellodendron, Mantar ağacı
* Phillyrea, Akçakesme
* Phoenix, Hurma
* Picea, Ladin
* Pinus, Çam
* Pistacia, Sakız ağacı, Menengiç
* Pittosporum
* Platanus, Çınar
* Podocarpus Taşporsuğu
* Populus, Kavak
* Prunus, Kiraz,Erik,Şeftali,Kayısı
* Pseudolarix, Yalancı melez
* Pseudotaxus Çin yalancıporsuğu
* Pseudotsuga, Duglas göknarı
* Pterocarya, Kanatlı ceviz
* Punica, Nar
* Pyracantha, Ateşdikeni
* Pyrus, Armut
* Quercus, Meşe
* Rhamnus, Cehri
* Rhododendron, Ormangülü
* Robinia, Yalancı akasya
* Salix, Söğüt
* Sambucus, Mürver
* Sassafras
* Sciadopitys, Japon şemsiye çamı
* Sequoia, Sekoya
* Sequoiadendron, Mamut ağacı
* Sophora, Sofora
* Sorbus, Üvez
* Syringa, Leylak
* Taiwania
* Tamarix, Ilgın
* Taxodium, Bataklık servisi
* Taxus, Porsuk ağacı
* Tetraclinis Berberistan mazısı
* Thuja, Mazı
* Thujopsis, Yalancı mazı
* Tilia, Ihlamur
* Torreya
* Tsuga, Suga
* Ulmus, Karaağaç
* Vaccinum, Yaban mersini
* Viburnum, Kartopu
* Washingtonia, Kanarya palmiyesi
* Wisteria, Morsalkım
* Yucca, Avize ağacı
* Zelkova, Zelkova

Ziziphus, Hünnap

SocialTwist Tell-a-Friend