‘Bahçe Bakımı’ kategorisi için Arşiv

çocuklar için yabancı bahçe siteleri

Perşembe, 12 Şubat 2009
  • Aggie Horticulture Just For Kids – Kid-friendly tips about plants and gardens, nutrition of garden products, composting, sociohorticulture (humans interacting with plants/gardens), and the outdoors in general.
  • Baby Elf Centre – Permaculture means ‘permanent agriculture’ a natural way of growing healthy plants that we eat. For young children.
  • Biblical Gardens – Children’s biblical gardens in Fair Haven, Vermont.
  • The Bulb Project – Features activities and projects for kids that involve gardening with bulbs, including forcing them in winter and creating a labyrinth garden.
  • ChildFun’s – Crafts and activities to help teach children about gardening
  • Cool Kids Grow – New Zealand-based site with information about gardening for kids, as well as a kids gardening club areas with competitions, games, and activity sheets.
  • Dirty Dozen Garden Club – Supplies tips to get kids interested in gardening. Has environmental alerts and possible actions to take.
  • The Edible Schoolyard – A non-profit program located on over one acre of land on the campus of Martin Luther King Junior Middle School in Berkeley, California. The focus is on organic gardening, cooking, and coursework related to both.
  • Gardening For Kids – Information about kid friendly plants, bulbs, and gardening basics.
  • Gardening With Kids – Includes advice and general information on gardening with kids.
  • Great Plant Escape – An elementary plant science program for 4th and 5th grade students. Helps increase understanding of how food grows.
  • The Green Acres Elementary School: Living Schoolyard – A project to sustain an organic garden and landscape as an integral part of the Santa Cruz school’s curriculum and the surrounding community. Goals, history, curriculum, and information about the nature area.
  • Interest Your Kids In Gardening – Tips and activity suggestions, with related links.
  • John Deere Kids – Printable coloring books. Link to tractor toys including John Deere collectibles.
  • Junior Master Gardener Program – Program for American youth of all ages that uses fun activities to teach horticulture and environmental science concepts.
  • Kid’s Garden – Information, articles, links, ideas for kids and gardening. From Suite101.com
  • Kid’s Valley Webgarden – Tips and ideas for kids interested in gardening. Learn all about planning a garden, planting, plant care, and harvesting.
  • KidsGardening.com – Features kid oriented gardening information, a free newsletter, and e-mail pals.
  • Linda’s Garden – Resources, information and tips for kids gardening. Also an award for kids’ gardening pages.
  • Michigan 4-H Children’s Garden – From Michigan State University. A place where plants, children, and imaginations come together.
  • Roots and Shoots School Garden – Presents the history of two school gardens in Virginia and California, an overview of theme gardens, and a form to request a handbook and slide show with information on starting a new garden of its kind.
  • School Garden Wizard – Lesson plans and activities for planning and growing a garden. Created for America’s K-12 school community by the United States Botanic Garden and Chicago Botanic Garden.
  • Seeds of Change Garden: Activities in Four Seasons – Smithsonian Institute project for creating old and new world gardens and exchange gardens. Tips on preparing the garden, planting vegetables, and tending the garden.
  • NPR : Saving Kids from ‘Nature Deficit Disorder’ – Author Richard Louv talks about his new book, “Last Child in the Woods: Saving Our Children from Nature Deficit Disorder.” Louv argues that kids are so plugged into television and video games that they’ve lost their connection to the natural world. [4:55 streaming audio broadcast] (May 25, 2005)
SocialTwist Tell-a-Friend

Meyve Bahçesi Kurarken Nelere Dikkat Etmeliyiz?

Salı, 20 Ocak 2009

MEYVE BAHÇESİ KURARKEN NELERE DİKKAT ETMELİYİZ?

Prof. Dr. Ali ÜNAL
E.Ü. Ziraat Fakültesi Bahçe Bitkileri Bölümü

EGE ÜNİVERSİTESİ TARIMSAL UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ
Çiftçi Broşürü : 29

Giriş

Meyve ağaçları, çok yıllık bitkilerdir. Türe, bölgeye, toprak koşullarına ve bakım şartlarına bağlı olarak 20 ile 100 yıl yaşarlar. Hatta zeytin gibi bazı türlerde çok daha uzun süre yaşamlarını sürdürürler. Bu nedenle meyve tesis etmeden önce ağaç gelişmesi, verim ve meyve kalitesi gibi özellikleri iyi incelemek gerekir. Tek yıllık bitkilerde yanlış kararlar bir yıl sonra düzeltilebilir. Ancak meyvecilikteki yanlışlıklar 5-10 yıl gibi uzun bir zamanın ve emeğin boşa gitmesine yol açar. Bu nedenle aşağıda kısaca açıklanan konuları çok iyi bilmek ve buna göre tedbir almak gereklidir.

I. Çevre Faktörleri

A. Toprak
Toprak, meyve ağaçlarının üzerinde uzun yıllar yaşayacağı ve besleneceği yerdir. Toprak yapısına göre meyve türünü seçmek önemlidir. Meyve ağaçlarının gelişmesinde toprağın fiziksel ve kimyasal yapısı önemlidir.

Toprağın fiziksel yapısı: Orta bünyeli, iyi havalanabilen topraklar meyvecilik için en uygun topraklardır. Ancak, bazı meyveler, örneğin; badem, kayısı, idris gibi, hafif topraklara toleranslı olurken, elma, erik, vişne gibi meyveler nisbeten ağır topraklarda da gelişebilirler.

Toprak derinliği de önemlidir. Meyve ağaçlarının kökleri, toprak yapısına ve meyve türüne bağlı olarak 2-3 metre hatta, daha derinlere gidebilir. Ancak, köklerin büyük çoğunluğu 80-90 cm’ye kadarki bölgededir.

Toprağın kimyasal yapısı: Kimyasal yapıyı, içerdiği azot (N), fosfor (P), potasyum (K), demir (Fe), çinko (Zn) gibi temel besin maddeleri yanında toprak pH’sı da etkiler. Her meyve türü için toprakta bütün elementler yeteri kadar bulunmalıdır. Ancak, toprak pH’sı her meyve türü için farklı olabilir. Çoğu meyve türü, pH’sı 7 olan nötre-toprakta iyi gelişir. Bazı meyveler (çay, fındık, üçyaprak anacı, kestane gibi) nisbeten asitli topraklara ve bazı meyveler de (badem, kayısı, idris, zeytin, turunç gibi) nisbeten kireçli topraklara daha toleranslıdırlar.

Toprakla ilgili en önemli faktörlerden biri de taban suyudur. Yüksek taban suyu bulunan ve mevsimlere göre taban suyu seviyesi değişen yerlerde meyvecilik yapılmamalıdır. Taban suyu 1.5-2 metreden daha derinlerde olmalıdır.

Yukarıda kısaca anlatılan toprak özelliklerini incelemeden bir yerde meyve bahçesi kurmamalıdır. Toprak özelliklerinin bilinebilmesi için önceden, mutlaka en az 90 cm derinliğe kadar olan toprak, tahlil edilmelidir. Özellikleri bilinen bu toprağa göre meyve türü seçilmelidir.

B. İklim

İklim, her meyve türüne hatta çeşidine bağlı olarak ağaç gelişmesini, verimini ve meyve kalitesini etkilemektedir. Burada önemli bazı konu başlıkları anlatılacaktır.

1. İlkbahar Geç Donları

İlkbahar geç donları badem, kayısı, erik gibi erken çiçek açan meyvelerde zarar yapar. Çiçeklenme döneminde çiçeklere zarar verdiğinden verimi etkiler. Bazen soğuk havanın çöktüğü ova veya vadilerde kış donları da ağaçların genç sürgünlerini ve tomurcuklarını dondurarak (cevizde olduğu gibi) zararlara neden olabilir.

2. Rüzgarlar

Aşırı ve sürekli rüzgar alan bölgelerde rüzgarlar, çiçeklenme zamanı çiçeklerde, meyve tutumundan sonra da meyvelerde dökümlere ve kalite düşmesine neden olurlar. Bunların yanında bilhassa çiçeklenme döneminde sisli, yağışlı ve serin havalar arıların dolaşmasını azaltır. Tozlanma ve döllenmeyi engeller. Bazen çiçeklenme zamanındaki aşırı rüzgar ve sıcak havalar da meyve tutumunun azalmasına yol açar.

C. Kış Dinlenmesi

Meyve ağaçlarında verimi ve sürgün gelişmesini etkileyen en önemli hususlardan biri de kış dinlenmesidir. Kimi meyve türleri (elma, vişne, armut gibi) iyi gelişmeleri ve sağlıklı çiçek tomurcuğu oluşturabilmeleri için çok soğuk iklim isterler. Ancak, bir türün çeşitleri arasında da soğuklama isteği yönünden farklılıklar vardır. Çok az farklılıklar bile verimde önemli düşmelere neden olabilir. Örneğin, kayısılarda bu durum belirgindir. Sahil bölgelerinde yetişebilen ve kış dinlenmesi az olan kayısı çeşitleri (Turfanda İzmir, Mektep gibi) yanında bu bölgelerde hiç meyve vermeyen, ancak soğuk bölgelerde verimli olan (örneğin; Malatya’da yetiştirilen Hacıhaliloğlu, Çöloğlu, Kabaaşı gibi) çeşitler de bulunmaktadır. Yine Ege Bölgesi iç kesimlerinde Tokaloğlu ve Iğdır gibi çok kaliteli ve erkenci kayısı çeşitlerinin verimsiz olması soğuklama ihtiyacının karşılanamamasındandır. Bu durum diğer meyve türlerinde de değişik düzeylerde görülmektedir.

II. Meyve Tür ve Çeşit Seçimi

Meyve tesisinde yukarıda açıklanan konular dikkate alınarak tür ve çeşit seçimi yapılmalıdır. Bir bahçede farklı türlere yer verilecekse her tür için ayrı parseller oluşturulmalıdır. Türlerin sulama, gübreleme, ilaçlama gibi bakım tedbirleri farklıdır. Bu nedenle türlerin karışık dikilmesi sakıncalıdır.

Meyve bahçesi tesisinde tür içinde de farklı çeşitlere yer verilmelidir. Örneğin; elmada Golden Delicious yanında Starking Delicious ya da Grany Smith’e de yer verilmelidir. Bahçede farklı çeşitlere yer vermenin birçok yararı vardır. Bilhassa kiraz, erik, kayısı gibi meyvelerde, bahçede mutlaka uygun sayı ve düzende tozlayıcı çeşide yer verilmelidir. Tozlayıcı çeşidin sayısı 1/3 ile 1/9 oranında değişebilir. Bu oran tozlayıcı çeşidin kalitesine göre ayarlanır. Burada dikkat edilmesi gereken en önemli konu tozlayıcı çeşidin asıl çeşitle uyuşmazlık göstermemesi ve aynı zamanda çiçek açmasıdır. Ayrıca, tozlayıcı çeşit bahçe içinde düzenli olarak dağıtılmalıdır. Bunun yanında çiçeklenme zamanında çiçeklerdeki çiçek tozlarının dişicik tepesine taşınarak döllenme olayının gerçekleşebilmesi için yoğun arı faaliyetinin olması gerekir. Bunun için çiçeklenme zamanında her 5 dekar için bir arı kovanının bulundurulması zorunludur. Bahçede tozlayıcı çeşit bulundurulmazsa veya tozlayıcı çeşitler bahçe içerisine düzenli dağıtılmazsa çeşitler çok çiçek açsa bile meyve bağlamayabilir. Bu durum çok kaliteli bir kiraz çeşidi olan Salihli (0900-Ziraat) kirazında, papaz eriğinde çok belirgin olarak görülmektedir. Bahçesinde bu çeşitler için yeterli sayı ve düzende tozlayıcı bulundurmayan yetiştiriciler çok az verim almaktadır. Meyve türlerinin çoğu çeşitlerinde tozlayıcıya yer verilmediği zaman benzer verimsizlikler görülmektedir.

III. Meyve Fidanının Dikilmesi ve Taçlandırılması

Ülkemizde meyvecilikte verimliliği azaltan, ağaçların ileriki yıllarda gelişmesini etkileyen en önemli faktörlerden biri de meyve fidanının seçimi, dikimi ve daha sonra şekil verilmesidir.

Ülkemizde birçok yetiştirici çok gelişmiş kalın gövdeli, yan dalları fazla olmayan, yüksek boylu fidanları tercih etmektedir. Bu tercih yanlıştır. En iyi fidan 2-2.5 cm gövde kalınlığında 1.5-2 metre boyunda yan dalları ve çok sayıda saçak kökü olan fidandır. Çok büyük fidanlarda saçak kök az olduğundan, fidanın tutması zor olur. Ayrıca alt kısımlarında canlı tomurcuk veya dal bulunmayan yüksek boylu fidanlarda ilk yıllarda gövdede güneş yanıklığı da meydana gelir. Modern meyvecilikte ağaçların 40 cm civarında dallanması istendiğinden yüksek boylu fidanın alınmasının bir anlamı bulunmamaktadır. Bu nedenle 40-60 cm civarından dallanarak iyi bir şekil oluşturmaya uygun olan saçak köklü fidanların tercih edilmelidir.

Yukarıda özellikleri belirlenen fidanların dikiminde iki konuya dikkat edilmelidir. Fidan dikiminde; çukurun derinliği ne olursa olusun fidan, fidanlıktan söküldüğü yere kadar dikilmelidir. Hatta ağır topraklarda, toprağın sonradan oturacağını ve kök boğazı seviyesinin aşağı ineceğini düşünerek toprak seviyesinin 3-4 cm üstünde dikilir. Birçok zaman söylenen, aşı noktasına kadar dikim de derin dikim sayılır. Çünkü aşı noktası, aşının yapılış yerine bağlı olarak yüksekte olduğunda, bu noktaya kadar dikimde kökler derinde kalır. Bu da köklerin gelişmesini engeller. İleriki yıllarda ağaç zayıf gelişir.

Köklerin iyi gelişmesi için su, sıcaklık ve oksijen gerekir. Bu faktörlerden ikisi, sıcaklık ve oksijen toprak yüzeyinde daha çoktur. Toprağın alt tabakaları oksijence fakirdir ve geç ısınır. Derin dikim, fidanın susuz kalmaması ve rüzgardan yıkılmaması sebebiyle yapılmaktadır. Normal dikimin bu sakıncalarını ortadan kaldırmak için dikimden sonra bolca can suyu verilmelidir. Toprağın yapısına bağlı olarak, dikimi izleyen ilkbahar ve yaz aylarında, her 5-10 gün de bir sulanmalıdır. Mutlaka fidanın dibine kazık çakılmalıdır. Rüzgardan devrilmemesi için fidan bu kazığa bağlanmalıdır.

Bunun yanında dikiminden önce mutlaka kök ve taç budaması da yapılmalıdır.

Dikimi izleyen aylarda ve yıllarda fidanın gelişmesi takip edilmelidir. Sürgünlerin yeri ve kuvvetine göre ağaca şekil verilmelidir. Bu amaçla yan dal oluşturmak için kuvvetli sürgün oluşturanlarda (sürgün uzunluğu 40-60 cm olduğunda) Mayıs-Haziran aylarında veya kış aylarında uç alınmalıdır. Aynı dönemlerde dallar bükülerek dal açıları genişletilmeli veya boşluklara yönlendirilmelidir. Bu işlem, ağaçlar verime yatıncaya kadar ve tam şekli oluşturuluncaya kadar her yaz ve kış aylarında yapılmalıdır.

Genel kural olarak; genç ağaçlarda şekil vermek için fazla dal çıkarmadan, daha çok dal bükülür. Yan dal oluşumu için uç alınır. Fidan, dikiminden itibaren iyi takip edilmeli ve ağaç dallarına yukarıda anlatılan müdahaleler yapılmalıdır. Bunlar yapılırsa ağaç, hem erken verime yatar ve hem de çok iyi şekil verilmiş olur.

SocialTwist Tell-a-Friend

Toprağı koruyucu ıslah teknikleri

Salı, 20 Ocak 2009

Toprağı koruyucu ıslah teknikleri

Erozyonu en azından kabul edilebilir 4 ton/ha. düzeyine indirebilmek için olabildiğince hafif araçlarla seyrek ve sığ sürme, bitki kökleriyle artıklarını çürümeye bırakarak humus oluşturma, eğimli arazileri teraslama gibi yöntemler artık benimsenmiş ise de yaygın uygulama oranı konusunda tam başarı sağlandığı söylenemez. Hasat sırasında toprakta yüzde 20-30 oranında bitki artığı bırakılmasının erozyonu yüzde 50-65 azalttığı, sürme ile ilgili önlemler ve malç (buharlaşmayı azaltıcı bitki artıkları) uygulamasıyla bu oranın yüzde 80-85’e çıkartılabildiği saptanmıştır.(3)
Toprak ve iklim özelliklerine göre seçilen bitkilerin zaman içinde rotasyonu veya sıralar halinde birarada ekimi ile toprağın yorulması, verimsizleşmesine çözüm getirilirken toprakaltı canlıları ile birlikte sağlıklı bir ekosistem oluşturulması sağlanabilmektedir. Farklı kök derinliklerine sahip bitkiler, yağışlarla gelen suyun paylaşılarak ekosistem tarafından verimli kullanımını sağlamakta, suyun toprak yüzeyinden buharlaşmasını azaltarak tuzlanmayı önlemektedir. Güneş seven, erken ve hızlı büyüyen bitkilerle gölge seven ve daha sonra gelişen bitkilerin birarada dikimi, ağaçlarla birlikte yetiştirilen otsularla yapılan agroforestri (tarımsal ormancık) teknikleri, gene sağlıklı ekosistem oluşturarak su ekonomisi, toprak koruma ve iyileştirme etkinliği yüksek tekniklerdir.
Bu açıdan önemli bir konu da toprağı azotça zenginleştirirken fosfor alımı yüksek olan baklagiller, akasya gibi “Mimosoidae familyası ağaçları” ile azot gereksinimi yüksek olan tahıllar gibi otsular arasındaki dengedir. Rüzgar erozyonuna karşı perdeleyici ağaçlar ve çalılardan yararlanmak mümkündür. Agroforestri ile ormanlarda bile yaprak döken ağaç ve ağaçsıların arasında kışlık ürünler yetiştirilebilmekte, dökülen yapraklarla toprağın organik madde ve besin elementi çevrimi artırılmaktadır. Akasya, maki türleri gibi uzun süre çiçekli kalan nektarlı ağaç ve ağaçsılardan arıcılık ile de ek gelir sağlanabilmekte, soya gibi tozlaşma gerektiren otsuların verimliliği de artırılabilmektedir.(4) Biyoçeşitliliği yüksek tarımsal ekosistemlerle toprağın korunması ve ıslahı için yeni ekonomik bitki türleri ve ürünleri belirlenerek ıslahı ve tarıma alınması önemli yer tutmaktadır.(5) Verimsiz toprakların kısa sürede ve ekonomik şekilde ıslahına uygun ekonomik kanola bitkisi iyi bir örnek olup geç de olsa son yıllarda yurdumuzda ekimine başlanmıştır.
Toprak solucanları ve eklembacaklılar
Toprakaltı canlıları toprak ve bitki örtüsünün temel taşıdır. Örneğin, Hindistan’da sürekli çay tarımı yapılan makineli, ilaç ve gübreli modern tarımla birlikte toprakta organik madde, serbest hale geçebilen yararlı besin elementi ve su tutma kapasitesi azalması yanında asitleşme sonucu toksik alüminyum artışı yanında toprak canlılarında yüzde 70 azalma saptanmıştır. Gübreleme ve ilaç kullanımı gereksinimi giderek artmış fakat ürün yarı yarıya düşmüştür. 1994 yılında çay bitkilerinin aralarındaki çukurlara çay budama artıkları ile çiftlik gübresi karışımına toprak solucanları katılarak toprak ıslahı uygulanmış ve verimlilik organik veya inorganik gübrelemeye göre 1, kontrol parsellerine göre 2.76 kat artırılmıştır.(6) Peru’daki başarısı nedeniyle gene FAO’nun (Uluslararası Tarım Örgütü) özellikle tanıttığı ve ICRAF – Uluslararası Agroforestri Araştırma Merkezi işbirliğiyle geliştirilen yöntemde üç kısım yerel verimsiz toprak ve bir kısım tahta talaşıyla hazırlanan komposta toprak solucanları katılarak solucan üreme hızı dört kat artırılmıştır. Toprakta yararlı azot, kalsiyum, magnezyum ve potasyum artarken asidite ve alüminyum toksisitesi azalmış, hibrid domates ürün kalitesiyle üretimi de bir kat yükselmiştir. Batı Afrika’da kabuklanarak çatlamış çöl toprakları ise uygulanan organik maddeye gelen termit karıncalarıyla ıslah edilmiştir. Termitler açtıkları deliklerle toprağa organik madde girişi ve bozunmasını hızlandırmış, toprağı gevşetmiş, su geçirgenliğini artırmış, cesetleri ile katkıda bulunmuş ve nohut ürünü verimliliğini 100 kat artırmıştır.(7)
Mikroorganizmalar
Toprakta yaşayan en büyük kütleyi oluşturan bakteri, alg ve mantarlar en dinamik ve yararlı canlılarıdır. Besin elementleri ve organik madde çevrimiyle toprak sağlığı ve verimliliğinde, toprak oluşumu ve ıslahında kilit rol oynarlar. Çöl topraklarında bile yaşayabilen bu canlılar sürdürülebilir, verimli tarım ve ormancılık için tohumlara, fidanlara, toprağa ekilirfrown, Toprağı koruyucu ıslah teknikleri8)
Bu canlılar arasında yer alan serbest hava azotu özümleyici bakteriler, mikorhiza ve aktinomiset mantarları bitki kökleriyle ortak yaşama girerek kurağa dayanıklılıktan azot ve mineral beslenmesi etkinliğine kadar çok çeşitli yararlar sağlarlar. Ayrıca salgıladıkları bitki büyüme hormonları, biyokontrol ajanları ile yararlı oldukları gibi organik artıklardan humus oluşumuna da yardımcı olur. Mikorhiza grubu mikroskobik mantarlar da dünyadaki bitkilerin yüzde 90’dan fazla türüyle ortak yaşayan, otsu, odunlu türlere has grupları ile çok önemlidirler. Özellikle mikorhizaya bağımlı bitki türlerinin tohumlarına ekilerek çok yönlü yarar sağlamaktadırlar; bitkilerin su ve besin kullanımında, kirletici ajanlara, kuraklığa, sıcağa ve asiditeye dayanıklılığını, ürün verimini artırdıklarından organik tarım ve toprak ıslahında yararlanılmaktadır.
Baklagillerin kökleriyle ortak yaşayarak havanın azotunu bağlayan nodüller yapan Rhizobia bakteri grubu da restorasyon, ıslah ve organik tarım verimliliğinde çok önemli bir yere sahiptir. Azotça zengin bitki artıkları ile de toprak zenginleşmektedir. Baklagil tohumlarına bakteri ekilerek hektarda yüzlerce kilogram hava azotu bağlanması, toprağa da birkaç yüz kilogram azot geçmesi sağlanabilmektedir. Mikorhiza ile beraber Rhizobia uygulaması ise fosfor ve molibdence zengin topraklarda bir yıl sonraki verimliliği katlayabilmektedir. Frankia aktinomiset mantarı da ağaç, çalı ve süpürgeotu gibi otsularla aynı şekilde azot bağladığından restorasyon ve agroforestri ve organik tarımda uygulama alanı bulmuştur. Bu mantar da azot bağlayıcı bakterilerle etkileşebilmekte ve kök emiciliğini çoğaltarak organik tarımda mısır, pirinç, buğday verimliliğini bir kat kadar artırabilmektedir.
Diğer toprak bakterilerinden Psödomonas, Basillus ve Agrobakter gibi çeşitli bakteri türleri de bitki büyüme hormonları, antibiyotikler ve toksikleri, canlı artıklarını sindirim enzimleri gibi salgıları ile toprak-bitki ilişkilerine doğrudan ve dolaylı etkiler yapar. Bu şekilde patojenlere dayanıklılıktan büyümeye kadar çok yönlü etkileri ile restorasyon ve verimlilik artışına katkı sağladıklarından tohumlara ekimleri yapılır. Örneğin, Çin’de sebze yetiştiriciliğinde Basil türleri verim artırıcı, A. Radiobacter tahıl kök çürüklüğünü, çeşitli ürün bitkilerinde tümörleri önleyici olarak yaygın şekilde kullanılmaktadır.
Sonuç olarak tüm bu biyolojik ajanlardan gereken şekilde yararlanılabilmektedir. Örneğin, M ikorhizalar ile toprak agregasyonunun, bitki kökleriyle toprak ilişkilerinin, toprağa karbon bağlanması, özellikle azot ve fosfor ile diğer elementlerin yararlılığının artırılması, iplik kurtları ve solucanların, serbest azot bağlayıcı bakterilerin, patojenlerin etkinliklerinin denetimi, verimlilik ve strese dayanıklılık artışı ve verimsiz toprak restorasyonunun hızlandırılması, biyoçeşitlilik ve ekolojik toleransın artışı sağlanabilmektedir.
Son olarak da “iyi ama Türkiye’de uygulanabilir mi?” sorusuna yanıt olarak, yurdumuzdaki gibi eğimli arazilerde, binlerce yıllık tarım sonucu yaygın verimsizleşmiş toprak sorunu olan Meksika’da uygulanan “Çiftçiden Çiftçiye Sürdürülebilir Toprak Yönetimi Pratikleri” projesinin başarısı örnek olarak sunulabilir

SocialTwist Tell-a-Friend