‘sağlık bilgisi’ kategorisi için Arşiv

sağlık için öneriler

Çarşamba, 01 Nisan 2009

Tembellik yüzünden yapmadığımız bazı davranışlar sağlığımızı bozuyor.
İşte en kötü 10 şey ve öneriler

1) Lensleri her akşam temizlememek:
Lensle uyumak gözün enfeksiyon kapma riskini büyük oranda artırır. Lensinizi günlük olarak temizleyip uyuyun.

2) Kahvaltı yapmamak:
Beslenme uzmanları, ‘Kahvaltı yapmayan insanlar, sonraki öğünlerde daha fazla yiyor. İnsanlar daha az yediklerini düşünüyor. Tersine giderek şişmanlıyorlar’ dedi.

3) Diş ipi kullanmamak:
Diş ipi kullanmayı unutursanız ağzınızda yüzde 30 oranında daha fazla diş taşı oluşur. Bu da diş eti hastalığı riskini artırır. Diş ipi kullanmak hayatınıza 6 yıl ekler.

4) Yatarken makyajı silmemek:
Kozmetik uzmanları her gece yatmadan önce makyajın silinmesi gerektiği söylüyor. Gözeneklerin açılması ve yüzün nefes alması için mutlaka makyajını yatmadan önce iyice silin.

5) Sebze ve meyve tüketmemek:
Beslenme uzmanları günlük vitamin ihtiyacını karşılamak için sebze ve meyve gibi yiyeceklerin tüketilmesi gerektiğini söylüyor. Özellikle de sigara içenlerin sebze ve meyve tüketmesi şart.

6) Kişisel eşyaları paylaşmak:
Tıraş makinenizi kesinlikle ödünç vermeyin. Eğer, ödünç verdiğiniz kişide Hepatit B veya C gibi hastalık varsa size geçer. Diş fırçası da paylaşılmaması gereken eşyalar arasında. Diş fırçanızı ve tıraş makinenizi paketleyin ve yedeğini bulundurun. Çünkü evinize yatıya gelen misafirler kendi diş fırçalarını veya traş makinelerini unutabilir.

7) Yeterli cilt bakımı yapmamak:
Yüzünüz kadar çeneniz de yaşınızı ele verir. Göğüs ve dekolte bölgeleriniz de güneş ışığından etkilenir. Bu bölgelerinize de mutlaka bakım yaptırın.

8.) Telefonda konuşurken yazı yazmak:
İşyerinde telefonda konuşurken yazı yazmaya çalışmayın. Çünkü, boyun kaslarınız tahrip olabilir. Konuşurken kulaklık kullanmaya çalışın.

9) Hazır yiyecekler tüketmek:
Araştırmalara göre hazır yiyeceklerin yarıya yakınında günlük tuz ihtiyacından yüzde 40 daha fazla tuz var. Hazır yiyecek alırkan 18 gr yağ ve 1.6 gr tuzdan fazlasını içeriyorsa almayın.

10) Hızlı yemek:
Hızlı yemek yediğiniz takdirde midenizde ve gırtlağınızda yanma meydana gelir. Bu da şişmanlığa sebep olur. Çiğneyerek ve yavaş yiyin

SocialTwist Tell-a-Friend

sağlığımızı neler bozar

Çarşamba, 01 Nisan 2009

sağlığımızı neler bozar ve nasıl bozar,sağlığımızı neler bozar

Sağlığı Bozan Dış Etkenler

Zehirlenme çeşitlerini ve ilkyardım kurallarını unutmayınız. Vücuda zararlı olan maddelerin çeşitli yollarla vücuda alınması sonucu oluşan tehlikeli durumdur. Sindirim, solunum, deri ve damar yoluyla bu maddeler vücuda alınabilir

Solunum Yolu Zehirlenmeleri:

Bu gruba egzoz gazı, kömür zehirlenmeleri dahil edilebilir. Bu tür zehirlenmeler genellikle kapalı mekan içinde zamanla meydana gelirler. Egzoz gazı içerisindeki karbonmonoksit kanın oksijen taşıma özelliğini düşürerek zehirlenmeye yol açar. Bulantı, kusma, baş dönmesi, genel kırgınlık, şuur bulanıklığı ve solunumda zorluk gibi şikayetler vardır. İlkyardım olarak derhal açık havaya çıkartılır, solunum durmuşsa suni solunum yapılır, ve sevk edilir Sindirim Yolu Zehirlenmeleri: Bozuk gıda, mantar, intihar, yanlışlıkla ilaç alma vs. şeklinde olur. Bulantı, kusma, karın ağrısı, ishal ve şok en önemli belirtileridir. Bu tür zehirlenmelerde ilk 2 saat içinde hastayı kusturmak en iyi yoldur. Kusturmada en etkili yöntem ise parmakla dilin arka kısmını uyarmaktır. Bunun yanında hastaya bol su veya süt içirilir. Ardından bağırsaklardaki zehirli maddelerin temizlenmesi için hastaya zeytinyağı – müshil verilip ishal olması sağlanır. Hastanın bilinci yerinde olmadığı durumlarda, asit – baz zehirlenmelerinde (çamaşır suyu içme vs.) ve zehirli maddenin alınmasının üzerinden 2 saatten daha fazla süre geçmişse hasta kusturulmaz, bol su içirilir.

Yılan – Akrep – Arı – Böcek Zehirlenmeleri:

Zehirli yılan ısırdığında ay şeklinde diş izi vardır. Isırılan bölgede ağrı, şişlik, morarma, nabız zayıflaması, solunum zorluğu, bulantı, kusma, şok ta görülebilir. Zehrin kana karışmasını önlemek için ısırılan yerin önünden ve gerisinden turnike uygulanır. Isırılan bölge steril bir aletle kesilir, kenarlarından sıkılarak zehir boşaltılmaya çalışılır. Soğuk tatbik edilir, kalp seviyesinden aşağıda tutulur, temiz bezle kapatılarak sevk edilir. Arı ve akrep sokmalarında bölgeye amonyak sürülebilir. Ağrının giderilmesi ve zehrin vücutta yavaş yayılması için soğuk tatbik edilebilir. Tüm zehirlenmeler son derece tehlikeli olup, hastalar kesinlikle hastaneye götürülmelidir. Zehirlenmelerde hastaya yoğurt verilmesinin tıbbi bir yararı veya zararı yoktur.

Güneş (Sıcak) Çarpması:

Uzun süre güneşe maruz kalmaya bağlı olarak vücutta sıcaklık birikmesi(ateş yükselmesi)’dir. Güneş çarpması sonucu oluşan yüksek ateşten ilk olarak beyin etkilenir. Normal vücut sıcaklığımız 36.5 – 37.2C0 arasıdır. Bu durumlarda hasta öncelikle gölge ve serin bir yere alınır, ılık duş aldırılır ve içecekler verilir.

Güneş (Sıcak) Vurması:

Uzun süre güneşte kalan kişilerde beyindeki ısı ayarlama merkezi görevini yapamaz ve vücut ısısı artar. Bunu dengelemek için aşırı terleme olur. Terleme ile beraber sıvı elektrolit kaybının aşırı bir şekilde gelişmesine güneş (sıcak) vurması denilmektedir. Bu durumda, öncelikli olarak hastanın kaybettiği su ve elektrolitleri yerine koymak için hastaya tuzlu ayran içirilir. Ayrıca güneş çarpmasındaki ilk yardım önlemleri yapılır. Her iki durumda da vücut ısısı yavaşça düşürülür.

Donma ve Soğuk Vurması:

Soğuk ve nemin etkisiyle insan vücudunun doku ve organlara yeterince kan gitmemesi sonucu oluşan ve hücre ölümüne neden olan durumdur. Donma öncesi görülen ilk belirti uyku halidir. Bunun yanında halsizlik, uyuşukluk, şuur bulanıklığı, karıncalanma ve deride pürüzlenme görülebilir. İlkyardım olarak öncelikle hastanın uyuması engellenir. Vücut ısısı yavaş yavaş yükseltilir, yavaş masaj yapılır, , hastaya kesinlikle alkol içirilmez, ılık içecekler içirilebilir.

Elektrik Çarpmaları:

Şartel indirilir, şartele ulaşılamıyorsa kazazede tahta veya plastik bir şeyle itilerek akımdan kurtarılır kişinin kalbinin çalışıp çalışmadığı şah damarından kontrol edilir. Kalbi durmuşsa hemen kalp masajına başlanır


Tembellik yüzünden yapmadığımız bazı davranışlar sağlığımızı bozuyor.
İşte en kötü 10 şey

1) Lensleri her akşam temizlememek:
Lensle uyumak gözün enfeksiyon kapma riskini büyük oranda artırır. Lensinizi günlük olarak temizleyip uyuyun.

2) Kahvaltı yapmamak:
Beslenme uzmanları, ‘Kahvaltı yapmayan insanlar, sonraki öğünlerde daha fazla yiyor. İnsanlar daha az yediklerini düşünüyor. Tersine giderek şişmanlıyorlar’ dedi.

3) Diş ipi kullanmamak:
Diş ipi kullanmayı unutursanız ağzınızda yüzde 30 oranında daha fazla diş taşı oluşur. Bu da diş eti hastalığı riskini artırır. Diş ipi kullanmak hayatınıza 6 yıl ekler.

4) Yatarken makyajı silmemek:
Kozmetik uzmanları her gece yatmadan önce makyajın silinmesi gerektiği söylüyor. Gözeneklerin açılması ve yüzün nefes alması için mutlaka makyajını yatmadan önce iyice silin.

5) Sebze ve meyve tüketmemek:
Beslenme uzmanları günlük vitamin ihtiyacını karşılamak için sebze ve meyve gibi yiyeceklerin tüketilmesi gerektiğini söylüyor. Özellikle de sigara içenlerin sebze ve meyve tüketmesi şart.

6) Kişisel eşyaları paylaşmak:
Tıraş makinenizi kesinlikle ödünç vermeyin. Eğer, ödünç verdiğiniz kişide Hepatit B veya C gibi hastalık varsa size geçer. Diş fırçası da paylaşılmaması gereken eşyalar arasında. Diş fırçanızı ve tıraş makinenizi paketleyin ve yedeğini bulundurun. Çünkü evinize yatıya gelen misafirler kendi diş fırçalarını veya traş makinelerini unutabilir.

7) Yeterli cilt bakımı yapmamak:
Yüzünüz kadar çeneniz de yaşınızı ele verir. Göğüs ve dekolte bölgeleriniz de güneş ışığından etkilenir. Bu bölgelerinize de mutlaka bakım yaptırın.

8.) Telefonda konuşurken yazı yazmak:
İşyerinde telefonda konuşurken yazı yazmaya çalışmayın. Çünkü, boyun kaslarınız tahrip olabilir. Konuşurken kulaklık kullanmaya çalışın.

9) Hazır yiyecekler tüketmek:
Araştırmalara göre hazır yiyeceklerin yarıya yakınında günlük tuz ihtiyacından yüzde 40 daha fazla tuz var. Hazır yiyecek alırkan 18 gr yağ ve 1.6 gr tuzdan fazlasını içeriyorsa almayın.

10) Hızlı yemek:
Hızlı yemek yediğiniz takdirde midenizde ve gırtlağınızda yanma meydana gelir. Bu da şişmanlığa sebep olur. Çiğneyerek ve yavaş yiyin

SocialTwist Tell-a-Friend

sağlığımızı neler bozar ve nasıl bozar

Çarşamba, 01 Nisan 2009

sağlığımızı neler bozar ve nasıl bozar

Sağlığı Bozan Dış Etkenler

Zehirlenme çeşitlerini ve ilkyardım kurallarını unutmayınız. Vücuda zararlı olan maddelerin çeşitli yollarla vücuda alınması sonucu oluşan tehlikeli durumdur. Sindirim, solunum, deri ve damar yoluyla bu maddeler vücuda alınabilir

Solunum Yolu Zehirlenmeleri:

Bu gruba egzoz gazı, kömür zehirlenmeleri dahil edilebilir. Bu tür zehirlenmeler genellikle kapalı mekan içinde zamanla meydana gelirler. Egzoz gazı içerisindeki karbonmonoksit kanın oksijen taşıma özelliğini düşürerek zehirlenmeye yol açar. Bulantı, kusma, baş dönmesi, genel kırgınlık, şuur bulanıklığı ve solunumda zorluk gibi şikayetler vardır. İlkyardım olarak derhal açık havaya çıkartılır, solunum durmuşsa suni solunum yapılır, ve sevk edilir Sindirim Yolu Zehirlenmeleri: Bozuk gıda, mantar, intihar, yanlışlıkla ilaç alma vs. şeklinde olur. Bulantı, kusma, karın ağrısı, ishal ve şok en önemli belirtileridir. Bu tür zehirlenmelerde ilk 2 saat içinde hastayı kusturmak en iyi yoldur. Kusturmada en etkili yöntem ise parmakla dilin arka kısmını uyarmaktır. Bunun yanında hastaya bol su veya süt içirilir. Ardından bağırsaklardaki zehirli maddelerin temizlenmesi için hastaya zeytinyağı – müshil verilip ishal olması sağlanır. Hastanın bilinci yerinde olmadığı durumlarda, asit – baz zehirlenmelerinde (çamaşır suyu içme vs.) ve zehirli maddenin alınmasının üzerinden 2 saatten daha fazla süre geçmişse hasta kusturulmaz, bol su içirilir.

Yılan – Akrep – Arı – Böcek Zehirlenmeleri:

Zehirli yılan ısırdığında ay şeklinde diş izi vardır. Isırılan bölgede ağrı, şişlik, morarma, nabız zayıflaması, solunum zorluğu, bulantı, kusma, şok ta görülebilir. Zehrin kana karışmasını önlemek için ısırılan yerin önünden ve gerisinden turnike uygulanır. Isırılan bölge steril bir aletle kesilir, kenarlarından sıkılarak zehir boşaltılmaya çalışılır. Soğuk tatbik edilir, kalp seviyesinden aşağıda tutulur, temiz bezle kapatılarak sevk edilir. Arı ve akrep sokmalarında bölgeye amonyak sürülebilir. Ağrının giderilmesi ve zehrin vücutta yavaş yayılması için soğuk tatbik edilebilir. Tüm zehirlenmeler son derece tehlikeli olup, hastalar kesinlikle hastaneye götürülmelidir. Zehirlenmelerde hastaya yoğurt verilmesinin tıbbi bir yararı veya zararı yoktur.

Güneş (Sıcak) Çarpması:

Uzun süre güneşe maruz kalmaya bağlı olarak vücutta sıcaklık birikmesi(ateş yükselmesi)’dir. Güneş çarpması sonucu oluşan yüksek ateşten ilk olarak beyin etkilenir. Normal vücut sıcaklığımız 36.5 – 37.2C0 arasıdır. Bu durumlarda hasta öncelikle gölge ve serin bir yere alınır, ılık duş aldırılır ve içecekler verilir.

Güneş (Sıcak) Vurması:

Uzun süre güneşte kalan kişilerde beyindeki ısı ayarlama merkezi görevini yapamaz ve vücut ısısı artar. Bunu dengelemek için aşırı terleme olur. Terleme ile beraber sıvı elektrolit kaybının aşırı bir şekilde gelişmesine güneş (sıcak) vurması denilmektedir. Bu durumda, öncelikli olarak hastanın kaybettiği su ve elektrolitleri yerine koymak için hastaya tuzlu ayran içirilir. Ayrıca güneş çarpmasındaki ilk yardım önlemleri yapılır. Her iki durumda da vücut ısısı yavaşça düşürülür.

Donma ve Soğuk Vurması:

Soğuk ve nemin etkisiyle insan vücudunun doku ve organlara yeterince kan gitmemesi sonucu oluşan ve hücre ölümüne neden olan durumdur. Donma öncesi görülen ilk belirti uyku halidir. Bunun yanında halsizlik, uyuşukluk, şuur bulanıklığı, karıncalanma ve deride pürüzlenme görülebilir. İlkyardım olarak öncelikle hastanın uyuması engellenir. Vücut ısısı yavaş yavaş yükseltilir, yavaş masaj yapılır, , hastaya kesinlikle alkol içirilmez, ılık içecekler içirilebilir.

Elektrik Çarpmaları:

Şartel indirilir, şartele ulaşılamıyorsa kazazede tahta veya plastik bir şeyle itilerek akımdan kurtarılır kişinin kalbinin çalışıp çalışmadığı şah damarından kontrol edilir. Kalbi durmuşsa hemen kalp masajına başlanır


Tembellik yüzünden yapmadığımız bazı davranışlar sağlığımızı bozuyor.
İşte en kötü 10 şey

1) Lensleri her akşam temizlememek:
Lensle uyumak gözün enfeksiyon kapma riskini büyük oranda artırır. Lensinizi günlük olarak temizleyip uyuyun.

2) Kahvaltı yapmamak:
Beslenme uzmanları, ‘Kahvaltı yapmayan insanlar, sonraki öğünlerde daha fazla yiyor. İnsanlar daha az yediklerini düşünüyor. Tersine giderek şişmanlıyorlar’ dedi.

3) Diş ipi kullanmamak:
Diş ipi kullanmayı unutursanız ağzınızda yüzde 30 oranında daha fazla diş taşı oluşur. Bu da diş eti hastalığı riskini artırır. Diş ipi kullanmak hayatınıza 6 yıl ekler.

4) Yatarken makyajı silmemek:
Kozmetik uzmanları her gece yatmadan önce makyajın silinmesi gerektiği söylüyor. Gözeneklerin açılması ve yüzün nefes alması için mutlaka makyajını yatmadan önce iyice silin.

5) Sebze ve meyve tüketmemek:
Beslenme uzmanları günlük vitamin ihtiyacını karşılamak için sebze ve meyve gibi yiyeceklerin tüketilmesi gerektiğini söylüyor. Özellikle de sigara içenlerin sebze ve meyve tüketmesi şart.

6) Kişisel eşyaları paylaşmak:
Tıraş makinenizi kesinlikle ödünç vermeyin. Eğer, ödünç verdiğiniz kişide Hepatit B veya C gibi hastalık varsa size geçer. Diş fırçası da paylaşılmaması gereken eşyalar arasında. Diş fırçanızı ve tıraş makinenizi paketleyin ve yedeğini bulundurun. Çünkü evinize yatıya gelen misafirler kendi diş fırçalarını veya traş makinelerini unutabilir.

7) Yeterli cilt bakımı yapmamak:
Yüzünüz kadar çeneniz de yaşınızı ele verir. Göğüs ve dekolte bölgeleriniz de güneş ışığından etkilenir. Bu bölgelerinize de mutlaka bakım yaptırın.

8.) Telefonda konuşurken yazı yazmak:
İşyerinde telefonda konuşurken yazı yazmaya çalışmayın. Çünkü, boyun kaslarınız tahrip olabilir. Konuşurken kulaklık kullanmaya çalışın.

9) Hazır yiyecekler tüketmek:
Araştırmalara göre hazır yiyeceklerin yarıya yakınında günlük tuz ihtiyacından yüzde 40 daha fazla tuz var. Hazır yiyecek alırkan 18 gr yağ ve 1.6 gr tuzdan fazlasını içeriyorsa almayın.

10) Hızlı yemek:
Hızlı yemek yediğiniz takdirde midenizde ve gırtlağınızda yanma meydana gelir. Bu da şişmanlığa sebep olur. Çiğneyerek ve yavaş yiyin

SocialTwist Tell-a-Friend

sağlıkla ilgili yazı

Çarşamba, 01 Nisan 2009

sağlıkla ilgili yazı

Halk içinde muteber bir nesne yok devlet gibi / Olmaya devlet cihanda bir nefes sıhhat gibi.” Zamanın bütün zenginliklerine ve Osmanlı İmparatorluğunun tahtına sahip olan Kanuni Sultan Süleyman; sağlığın elde edilen tüm nimet ve zenginliklerden daha üstün olduğu çok anlamlı bir biçimde bu şiirle dile getirmiştir.Gerçekten de sağlık mutlu bir hayatın parçasıdır.

Hastalık ve sağlık kavramları kültürlere bağlıdır. Bir yörede,toplumun çoğunda bağırsak paraziti varsa,bu durum hastalıktan sayılmayabilir.Sigara içen biri kişi,öksürüğünü sigaraya bağlayıp gerçek nedeninin bir başka şey olabileceğini dahi düşünmeyebilir.Çocuğu ishal olan bir anne,tüm çocuklar ishal oluyor düşüncesiyle bu durumu hastalıktan saymayabilir.Bir sakatlık olarak bilinen ve kundak yapılan çocuklarda çok görülen doğuştan kalça eklemi çıkığı Navajo yerlilerinde çok yaygın olduğundan hastalık olarak kabul edilmez.

Eskiler bazı köylerde belli bir yaştan sonra trahoma bağlı körlüklerin kaçınılmaz bir durum olduğuna inanıldığını,ancak devletin etkin trahom mücadelesi ile körlüğün kaçınılmaz bir olay olmadığını anladıklarını belirtirler.Ayrıca pek çok kişi hasta veya yakınması olmadığı zaman kendisini sağlıklı kabul eder.

Hastalık ve sağlık kavramları kültüre bağlı olmasına rağmen,insan her yerde insandır ve bu nedenle sağlığının bir evrensel tanımı olmalıdır.Dünya Sağlık Örgütü sağlığı şöyle tanımlanmaktadır:”Sağlık,yalnızca hasta veya sakat olmamak değil bedenen,ruhen ve sosyal yönlerden tam bir iyilik halidir.”Bu tanım artık bütün dünya ülkelerinde kabul edilen bir tanımdır.O halde,kişinin tam sağlıklı olabilmesi için bedenen hasta veya sakat olmaması yetmemektedir.Bu kişinin aynı zamanda ruhen de dengeli olması,sosyal yönden tam bir iyilik hali içinde olması gerekmektedir.İnsanı diğer canlılardan ayıran özelliklerden biri de sosyal bir varlık oluşudur. Yaşamımızın her anında çevremize ki kişilerle ve olaylarla ilgili ve kaşıklıklı bir etkileşim içinde bulunuruz.Bu olayların sağlığımızı etkilediği bir gerçektir.Öyle ki,toplum hayatının etkileri sonucu oluşan bazı hastalıklar için sosyal hastalıklar deyimi kullanılmaktadır.

Verem hastalığı bunlardan biridir. Bu hastalığın,toplumun ekonomik olarak düşük düzeydeki,yoksul,çok çocuklu,eğitimsiz ve bozuk bir çevrede yaşayan ailelerde daha fazla görüldüğü bilinmektedir.Bir başka deyişle yoksulluk,eğitimsizlik gibi sosyal olgular,verem hastalığının temelinde yatan olaylardır.Aynı şekilde yetersiz beslenmede,gelişme geriliğinde,bulaşıcı hastalıklara yakalanmada, kazaların oluşmasında,hatta doğuştan sakatlıkların ortaya çıkmasında sosyal ve kültürel faktörlerin payı vardır.Özetle sağlık sosyal bir olaydır. aynı zamanda.Bu nedenle,sağlık olaylarından ve sağlıklı olmak için yapılması gereken çabalardan söz ederken;sağlığı etkileyen biyolojik ve fiziksel nedenlerin yanı sıra sosyal olayların da göz önünde bulundurmak zorundayız. İnsanı anlayabilmek,hastalık ve sağlığını değerlendirebilmek için onu çevresi ile bir bütün olarak kavrayabilmek ve insanla çevresi arasındaki etkileşimi anlamak gerekir.İnsanın çevresini incelemeyi kolaylaştırmak için,çevresel etmenleri;biyolojik ,fizik ve sosyal çevre olmak üzere üçe ayırabiliriz.Bu etmenler ve insan sürekli bir etkileşim halindedir.Etkileşim;yalnız insan ve çevresel etkenler arasında değil aynı zamanda bu etkenler arasında da vardır.Bu etkileşme ağı içinde insanı bir bütün olarak görmek gerekir.Bunu bir saatin çeşitli parçalarını ve nasıl işlediğini bilmek,onu bir sakat olarak görmemizi engellemediği gibi insan ve çevresindeki etmenleri ayrı ayrı görüp bilmemiz,bütünü düşünmemiz ve görmemizi engellemediği gibi insan ve çevre- sindeki etmenleri ayrı ayrı görüp bilmemiz,bütünü düşünmemiz ve görmemize engel olmamalıdır.

Günümüzde en önemli hastalıkların nadir veya tedavisi güç hastalıklar değil,bir toplumda en çok görülen,en çok sakat bırakan ve en çok öldüren hastalıklar olduğu anlaşılmıştır.Kişi ve toplumların sağlık düzeyini,sosyal ve ekonomik nedenler belirler;bunlar fizik,biyolojik ve diğer çevre faktörleri değil, küçük toplumsal birim olan aileden başlayarak bütün toplumun sorunudur.

Sağlıkla ilgili harcamalar bir masraf değil,insan gücü yatırımıdır.Hastalanan ve ölen kişiler toplum için kayıptır.Toplumların en önemli zenginliği sağlıklı ve iyi yetişmiş insan gücüdür.Sağlık harcamaları bir yatırımdır.Çünkü üretim ve katkı gücü yüksek bir insan gücü yaratmayı amaçlar.

İlkçağlarda hastalıkların;kötü ruhlar,cinler ve periler veya niyetlerin bakışlarından(nazar) meydana geldiğine inanılırdı.Bilimsel gelişmenin emekleme döneminde olan insanlar;karşılaştıkları sağlık sorunlarını,sihir,muska,mavi boncuk,büyü gibi araç ve uygulamalarla çözmeye çalışıyorlardı.Salgınlar gibi toplumsal felaketlerde tapınaklara doluşur,ayin yapılıyor,büyücülere koşuyorlardı. Ne yazık ki günümüzde de bu gibi ilkel yaklaşımların kalıntıları, eğitim düzeyi düşük kişiler arasında sürüp gidebilmektedir.

Daha sonra bazı temel besin maddelerinin eksikliğinin önemli sağlık sorunlarına yol açtığı anlaşıldı.Daha önce lanetlenmiş gemilerde çıktığı sanılan skorbüt hastalığının,sadece kuru ve konserve veya salamura yiyecek yenilmesinden kaynaklandığı anlaşıldı.Skor bütün C vitamini eksikliğinden meydana gelen bir hastalık olduğu ortaya çıktıktan sonra sorunlar daha kolay çözümlendi. Bunu mikropların bulunuşu izlendi.Bir çok hastalığın sebebi mikroplardı.Daha sonra mikropların neden olduğu hastalıkların büyük çoğundan bağışıkla ma ile korunabilmenin mümkün olduğu ortaya çıktı. Sanayileşme;çevre kirliliği,hava kirliliği ve kimyasal atık sorununu birlikte getirdi.Artık çevre olayları daha geniş anlamda bir sağlık sorunu yaratıyordu. Sorunların çözümü için insanı çevresi ile bir bütün olarak ele almak gerekliydi.

SocialTwist Tell-a-Friend

çevre kirliliğinde sesin etkileri

Çarşamba, 01 Nisan 2009

SES (GÜRÜLTÜ) KİRLİLİĞİ

Bilimsel yönden “düzensiz ses” olarak nitelendirilen gürültü, hoşa gitmeyen, rahatsız edici duygular uyandıran bir akustik olgu veya beğenilmeyen, istenmeyen sesler topluluğu olarak tanımlanır.

Gürültü, tüm dünyada özellikle büyük kentlerde hızla kentleşmenin, endüstrileşmenin, ulaşımın artan nüfusun vb. etkenlerin yarattığı önemli bir sorun olarak karşımıza çıkmaktadır. Örneğin ülkemizdeki büyük kentlerde son yıllarda artan kara trafiğinin gürültünün ne denli etkili olduğu herkes tarafından bilinmektedir. Bunu gibi açık pazarlar, eğlence yerleri, çocuk parkı ve bahçeleri, endüstri kuruluşları, yapı ve yol yapım ve onarımları, hava ve deniz trafiği gibi gürültü kaynakları düşünüldüğünde, bunun da gerçekten önemli bir çevre kirliliği yarattığı söylenebilir.

Gürültü düzeyleri “desibel” (dB) birimi ile değerlendirilir. Ses 35 – 40 desibele ulaştığında gürültü olarak değerlendirilmektedir. 100 dB’nin üzerindeki gürültüler çok şiddetli gürültüler olarak tanımlanır. Sokak gürültüleri 60 – 90 dB arasında, bazı zamanlar bunların dışında değerler gösterilebilir. Büro gürültüleri, ortalama 35 – 65 dB, eğer çok gürültülü çalışan makineler varsa 80 – 85 dB olabilir. Evlerde 40 – 50 dB fon gürültüsü düşünülebilir. Büyük kentlerde kent içi gürültüsü 103 dB’ e ulaşırken motosiklet gürültüsü 110 dB, hava kompres-yonu ile çalışan delici tabancalar 120 dB civarında gürültüye neden olurlar.

Ses kirliliği kaynaklarının başında trafik sorunu gelir. Taşıtlardan çıkan fren sesleri, motor ve egzoz sesleri trafik gürültüsünün başında gelir. Trafiğin yoğun olduğu büyük şehirlerimizde karayolundan geçen taşıtların sayısı gün geçtikçe artar. Büyük şehirlerimiz bu yoğun karayolu gürültüsünden gittikçe daha fazla etkilenir.

Demir yollarının yük taşımacılığında önemli yeri vardır. Ancak demir yollarının gürültüsü insanlarda rahatsızlık uyandırır. Ayrıca büyük şehirlerdeki uçaklarda ses kirliliğine neden olur.

Endüstrinin yoğun olduğu bölgelerde endüstri gürültüleri bu işlerle uğraşan kişileri doğrudan etkiler. Hatta tedavisi olmayan rahatsızlıklara neden olabilir. Çevremizde, bağıran satıcılardan arabalarının kornalarını istedikleri zaman çalan insanlara kadar birçok sorumsuz kişi bulunur. Ayrıca sorumsuzca açılan radyo ve teyp sesleri de ses kirliliğine neden olur.

Ses kirliliğinin etkileri

Gürültünün de insan sağlığını en az hava ve su kirlenmesi kadar etkilediği saptanmıştır. Nabız ve soluma hızlarını arttırarak insanların fizyolojik durumunda değişikliklere yol açabildiği gibi, geçici ya da kalıcı işitme bozuklukları da yaratabilir. Gürültüden kaynaklanan işitme bozukluğu milyonlarca sanayi işçisini ve bazı askeri personeli tehdit etmektedir. Ayrıca gürültünün kalp krizine ve yüksek tansiyon, ülser gibi kronik rahatsızlıklara neden olduğu yolunda tıbbi bulgular vardır. Bununla beraber kulak çınlaması – sağırlık, kalp ritminin artması, kaslarda yorgunluk, iş ritminin artması, iş veriminde düşüş, salgı düzeni ve sindirim sisteminde bozukluk, dikkat dağılımı, uyku düzeninde aksaklıklar gibi durumlarda insana zarar verebilir.
İnsan kulağı 165 dB şiddetindeki bir sese 0,003 saniye; 145 dB şiddetindeki bir sese ise 0,3 saniye süre ile kalıcı bir etki olmadan dayanabilmektedir. Bu şiddetteki seslerin uzun sürmesi için kulak zarı yırtılmaları, özengi kemiği çıkıkları, orta kulakta kanama, iç kulakta önemli arızalar ortaya çıkar. Sesin sürekli olması, kesikli olmasından daha tahrip edicidir.

Günlük 8 saat çalışan kişinin bu süre içinde sürekli olarak çalışabileceği gürültü şiddeti 93 dB olursa günlük çalışma 4 saat, 96 olursa bu süre en fazla 2 saat olmalıdır. ses kirliliğinin insanlar üzerinde iki şekilde etkisi vardır:

• Fizyolojik etkiler: Ses kirliliği geçici ya da sürekli işitme kaybına, yüksek tansiyona, solunum ve dolaşım bozukluğuna yol açar.

• Psikolojik etkiler: Zihinsel etkinliğin azalmasına, strese,uyku düzeninin bozulmasına, sinirliliğe, dikkatin dağılmasına, iş veriminin düşmesine neden olur.

Ses kirliliğinin önlenmesi için ;

• Toplu taşıma sistemine geçilmeli, metrolarla yapılan yer altındaki trafiğe önem verilmeli, bisiklet kullanımı yaygınlaştırılmalı,

• Taşıtlara susturucu takılmalı, gerekli kontrolleri zamanında yapılmalı,

• Sanayi tesisleri şehir dışına kurulmalı, gürültü ölçümleri yapılmalı, gürültülü yerlerde çalışan kişiler kulaklarına kulaklık takmalı,

• Evlerde çift camlı pencereler kullanılmalı,

• Seyyar satıcıların bağırarak mal satmaları yasaklanmalı,

• Evlerde başkasını rahatsız edecek şekilde gürültü edilmemeli,

• Ses kirliliği konusunda kişi ve kuruluşlar bilinçlendirilmelidir

Gürültü

Ses insanlığın ilk yıllarından beri bir iletişim aracıdır. Bireylerin ve toplumların birbiri ile olduğu kadar, doğa ile de iletişimlerini sağlamaktadır. Esasen, temel beş duyudan biri olan işitme duyusunun sonucu olarak birey, diğer bireylerin yanısıra doğanın iletilerini de sağlamaktadır. Bu nedenle, insanlığın karşılaştığı ilk sesler, ileti taşıyan doğal seslerdir. Bunlar doğa sesleri (yağmur, gök gürültüsü, su sesi, hayvan sesi vb.) olduğu gibi bireysel veya toplumsal iletiler taşıyan insan üretimi sesler de (söz, şarkı vs.)olabilmektedir.

İnsan kulağı, doğal gelişimi sonucu bu doğal verileri algılayıp, değerlendirebilecek şekilde oluşmuştur. Bu işlemi yerine getirirken gösterdiği duyarlılık ve esneklik insanı şaşırtacak düzeydedir.

Kısaca “istenmeyen ses” olarak tanımlanan gürültü özellikle teknolojik gelişme, hızlı ve sağlıksız kentleşme , yüksek yapı blokları sonucu önemli boyutlara ulaşmıştır.

Gürültü havada bulunan partiküllerin ses dalgalarının etkisiyle sıkışıp genişlemesine bağlı olarak ortaya çıkan bir etkidir. Bu durum hava basıncı değerinin frekans ve şiddet farklılıkları yaratabilecek biçimde düşmesine yol açmaktadır.

Sesin iki temel özelliği; frekans ve şiddettir. Frekans saniyedeki titreşim sayısı olup birimi Hertz (Hz)’dir. İnsanlar genellikle 500-2000 Hz arasında konuşmaktadır. İnsan kulağı 20-20000 Hz arasındaki sesleri duymaktadır. Bu sınırın dışındaki sesler duyulmayabilir, ancak zararlı etkileri sürer. Bu seslerin düşük olanlarına infra ses, yüksek olanlarına ise ultra ses denmektedir. Kişide bulantı, huzursuzluk ve baş ağrısı yapabilmektedir. İnfra sesler genellikle teknolojiye bağlı olarak ortaya çıkan seslerdir ve en sinsi toplumsal etkiler infra sesler için sözkonusudur. Uçak ve diğer taşıt araçlarında meydana gelmektedir ve ağır vasıtaların kent sokaklarından geçişi sırasında binalardaki kişilere kolayca ulaşabilmektedir.

Sesin şiddeti ise; kulak kepçesine ulaşan sesin şiddetini tanımlar ve desibel (dB) olarak ölçülür. Debisel çizelgesinde 0 değeri sağlıklı insan kulağının işitebileceği en düşük ses seviyesini tanımlamaktadır .

Kulak 0-140 dB arasında sesleri algılamaktadır. 120 dB değerinde kulakta rahatsızlık 140 dB değerinde ise ağrı, kulak zarı yırtılması gibi etkiler ortaya çıkabilmektedir. Bu kulakta kalıcı zararların ortaya çıkması anlamına gelmektedir.

Gürültü Kaynakları

Endüstriyel uygulamalar, inşaat, büro çalışması, ev yaşamı ve rekreasyonel etkinlikler gürültü kaynağı olabilir. Endüstri ve teknoloji kaynaklı sesler giderek artış göstermektedir. Gürültünün tiz ve saf olduğu oranda, daha büyük zarar verdiği kabul edilmektedir.
Bazı ses ölçümleri dB(A) olarak ölçülmektedir. Bu değer kulağın frekans sensitivitesini esas almaktadır. dB(A) değişik frekans değerlerinin ağırlıklı olarak ölçümünü sağlamaktadır.

Gürültü Kontrolü

Sanayileşme ve teknolojik ilerlemeler beraberlerinde çeşitli sorunları da getirmektedir. Bu sorunların içinde giderek daha fazla önem kazanan gürültü, günümüzde mücadele edilmesi zorunlu bir duruma ulaşmıştır. Gürültü; insanların işgücü verimliliğini, fikir işçilerinden %60, beden işçilerinden %30 azaltmaktadır. Böyle ortamlarda çalışan insanların dikkatlerinin dağılması ve alması sonucunda iş kazalarında önemli artışlar olmaktadır. Sürekli gürültülü bir yerde kalma veya çalışma durumunda kalıcı işitme bozuklukları ortaya çıkabilmektedir. Böyle gürültülü yerlerde çalışan insanlarda, gürültünün şiddetine ve sürekliliğine bağlı olarak kulak çınlamaları, sağırlıklar, tansiyon yükselmeleri, yorgunluk, iş ve zihinsel etkinliğin azalması, uykusuzluklar, sosyal bozukluk ve bezginlikler görülmektedir.

Devamlı ve yüksek şiddetteki gürültünün sadece işitme ile ilgili bozukluklara neden olmakla kalmayıp, dinleme ve anlama güçlüğü, dikkat dağınıklığı, iş verimi ve konsantrasyonun azalması, uyku düzensizliği, sinirlilik, baş dönmesi gibi birçok olumsuz etkiye neden olduğu da bilimsel olarak açıklanmıştır. Bu etkileri aşağıdaki şekilde sınırlayabiliriz.

İşitme üzerine etkisi
Geçici eşik kayması
Kalıcı eşik kayması
Endokrin ve metabolik fonksiyonlar üzerine etkiler,
Hastalıklara karşı rezistans,
Üreme üzerine etkileri
5)Nörolojik etkiler
6)Biyokimyasal ve farmakolojik özelliklere etkiler
7) Uyku üzerine etkiler
8) Stres üzerine etkileri

Ses emici ve titreşimi azaltıcı bazı önlemlerle gürültünün azaltılmasına çalışılır. İşyerlerinde kişisel koruyucularla yapılan gürültü önleyici çabaların yanısıra, gürültünün kaynakta azaltılmasına yönelik önlemler de alınması gerekmektedir. Toplumsal gürültünün azaltılmasında ise aynı esaslar geçerlidir. Ancak kişisel koruyuculardan çok gürültünün kaynağında azaltılmasını ya da oluşan gürültünün konutlara ve işyerlerine ulaşmasını engelleyecek önlemler gerekmektedir.

Gürültü kontrolü 3 aşamada yapılabilir.

Kaynakta kontrol; Genel olarak gürültü kontrolü kaynağın,
Yapısal tasarım ve yapım,
İşletilme ve çalıştırılma (işleme tekniği, işleme zamanı ve süreler olarak)
Bakım ve onarım aşamalarında gerçekleştirilebilir.

Alıcıda kontrol ; dış kulak yoluna konulan poliüretan tıkaçlar düşük frekanslarda 25 dB(A), yüksek frekanslarda 40 dB(A) kadar seslerin şiddetinin azalmasını sağlamaktır. Kişisel korunmada en etkili yöntem kulaklıklardır. Düşük frekanslarda 30 dB(A), yüksek frekanslarda ise 50DB(A) azalma sağlanmaktadır.

Çevrede kontrol: Özellikle trafik gürültüsünün önlenebilmesi için alınan önlemler:

Yapı eleman planlaması

Bina planlaması
Şehir planlaması
-Yerleşim yerlerinin seçilmesi
-Yollarda ve yol kenarlarında alınan önlemler
-Bina grubu (komşuluk ünitelerinin) planlaması

Binaların yola uzaklığı ve yola göre yüksekliği gürültüden etkilenmesini değiştirebilmektedir. Binaların duvar özellikleri, çift cam gibi gibi teknik özellikler gürültüyü en az 30 dB(A) azaltmaktadır.

Yol ile bina arasında yaprak dökmeyen en az 30 metre genişliğinde bir ağaçlık alan bulunması, trafik gürültüsünün evlere ulaşmaması açısından çok yararlı önlem oluşturmaktadır. Ayrıca, termik santral baca gazı filtre artığı ile gübre fabrikalarının yan çıktısı kireç taşı ve cipsten imal edilebilen panellerin yol kenarlarında kullanılması ile “ses bariyeri” uygulaması yapılabilir.

Yol kenarlarına konulan perdeler ve engeller ile gürültü önemli ölçüde azaltılmaktadır.

Gürültü ile birlikte ele alınan bir diğer olumsuz etki ise vibrasyon etkisidir. Genellikle katı ortamda yayılan ve dokunma duyusu ile hissedilen düşük frekanslı ve yüksek genlikli mekanik titreşimlere vibrasyon denmektedir. Sinirsel ve kas iskelet sistemine olumsuz etkileri bulunmaktadır.

Kentlerde gürültü kirliliği tüm toplum bireylerinin katılımını gerektiren önemli bir sorun haline gelmiştir. Trafik araçlarının kornaları, fren ve motor sesleri günlük önemli bir stres etkenidir.

Kişilerin huzur ve sükunun beden ve ruh sağlığını gürültü ile bozmayacak bir çevrenin geliştirilmesini sağlamak üzere, 2872 sayılı Çevre Kanunu’nun 14. Maddesine dayanarak hazırlanan Gürültü ve Kontrol Yönetmeliği 11 Aralık 1986 tarih ve 19308 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.

Yönetmelikte her türlü gürültünün önlenmesine yönelik tedbirler, gürültü sınır değerleri ve yasaklamalar bulunmaktadır. Daha detaylı bilgi için Yönetmelikler bölümüne bakın.

Gürültünün Önlenmesine İlişkin Genelgeler

Sıra No Tarih Sayı Konusu
1 23 Temmuz 1992 06841 Gürültü Kontrolü
2 19 Ağustos 1992 07514 Gürültü Kontrolü
3 23 Ekim 1992 09156 Gürültü Kontrolü
4 18 Temmuz 1995 1995/6 Gürültü Kontrolü
5 3 Kasım 1995 1995/9 Seçimlerde Çevre Kirliliğinin Önlenmesi
6 28 Mayıs 1996 1996/13 Gürültü Kontrolü, Denetim ve Cezai Müeyyideler
7 28 Mayıs 1998 1998/7 Gürültü Kontrolü


kaynak

çevre kirliliğinde sesin etkileri

SocialTwist Tell-a-Friend