‘Siyasal Bilgiler - Hukuk’ kategorisi için Arşiv

türkiyede kaç parti var

Pazartesi, 25 Mayıs 2009

türkiyede kaç parti var,isimleri

25 mayıs 2009 itibariyle

SİYASİ PARTİLERİN SAYISI 61 OLDU

Devlet eski Bakanı ve Başbakan eski Yardımcısı Abdüllatif Şener’in “Türkiye Partisi” adıyla kurduğu yeni parti ile birlikte, Türkiye’de yasal olarak faaliyet gösteren siyasi partilerin sayısı da 61′e yükseldi.

İçişleri Bakanlığı’ndan edinilen bilgiye göre, Türkiye’de yasal olarak faaliyet gösteren 61 parti’nin kronolojik sırayla isimleri ve Genel Başkanları şöyle:

ANAP (1983) Salih Uzun

DP (1983) Hüsamettin Cindoruk

MHP (1983) Devlet Bahçeli

DSP (1985) Masum Türker

İP (1992) Doğu Perinçek

CHP (1992) Deniz Baykal

Millet Partisi (1992) Aykut Edibali

Genç Parti (1992) Cem Cengiz Uzan

Türkiye Sosyalist İşçi Partisi TSİP (1993) Ali Öner

BBP (1993) Yalçın Topçu

ÖDP (1996) Hayri Kozanoğlu

Liberal Demokrat Parti LDP (1994) Cem Toker

Adalet Partisi AP (1995) Bülent Şimşek Özçelik

Büyük Adalet Partisi BAP (1995)

EMEP (1996) Levent Tüzel

Devrimci Sosyalist İşçi Partisi DSİP (1997) Şevket Doğan Tarkan

Alternatif Parti ALPARTİ (1998) İlker Bircan

Aydınlık Türkiye Partisi ATP (1998) Oktay Öztürk

Demokrat Halk Partisi DHP (1999) Mahmut İhsan Özgen

Gönül Birliği Yeşiller Partisi (2000) Eşref Yazıcıoğlu

Eşitlik Partisi EP (2001) Bektaş Çelebi

SP (2001) Numan Kurtulmuş

AKP (2001) Recep Tayyip Erdoğan

Lider Türkiye Partisi LTP (2001) Mustafa Özman

Bağımsız Türkiye Partisi BTP (2001) Haydar Baş

TKP (2001) Aydemir Güler

Sosyal Demokrat Parti SODEM (2001) Nihat Demir

Hak ve Özgürlükler Partisi HAK-PAR (2002) Bayram Bozyel

Yurt Partisi (2002) Sadettin Tantan

SHP (2002) Uğur Celesun

Milli Egemenlik Partisi MEP (2002) Cevdet Anaçoğlu

Bağımsız Cumhuriyet Partisi BCP (2002) Mümtaz Soysal

Sosyalist Demokrasi Partisi SDP (2002) Filiz Koçali

Sağduyu Partisi SADP (2002) Mehmet Yücel Ağargün

Ayyıldız Partisi (2003) Serap Gülhan

Emekçi Hareket Partisi EHP (2004) Hakan Öztürk

Milli Demokrat Halkın Partisi MDHP (2004) Yusuf Erikel

Bizim Parti (2004) Ahmet Yılmaz

Halkın Yükselişi Partisi HYP (2004) Yaşar Nuri Öztürk

Halkın Kurtuluş Partisi HKP (2005) Nurullah Ankut

DTP (2005) Ahmet Türk

Çağdaş Türkiye Partisi ÇTP (2006) Metin Bozkurt

Müdafaai Hukuk Hareketi Partisi MHHP (2006) Kadir Kartal

İşçi Kardeşliği Partisi İKP (2006) Zeki Kılıçaslan

Türkiye Müdafaa-i Hukuk Partisi TMHP (2006) Mahmut Yılbaş

Güçlü Türkiye Partisi GTP (2007) Tuna Bekleviç

Katılımcı Demokrasi Partisi KADEP (2007) Şerafettin Elçi

Vatanseverler Partisi VP (2007) Mehmet Refik Yücel

Yüce Diriliş Partisi (2007) Sezai Karakoç

Sevgi ve Dayanışma Partisi SEDAP (2007) Yavuz Uysallı

Doğru Yol Partisi DYP (2007) Çetin Özaçıkgöz

Devrimci İşçi Partisi DİP (2007) Süheyla Ece Ertan

Türkiye Özürlüler Partisi TÖP (2007) Rafet Türkmen

Ebedi Nizam Partisi ENPA (2007) Seyfettin Koçan

Barış ve Demokrasi Partisi BDP (2008) Demir Çelik

Yeni Parti YP (2008) Alper Tunga Aytaç

Yeşiller Partisi (2008) Bilge Contepe

Hak ve Hakikat Partisi HAKPARTİ (2008) Dursun Güneş

Hak ve Eşitlik Partisi HEPAR (2008) Osman Pamukoğlu

Alternatif Parti (2008)

Türkiye Partisi (2009) Abdüllatif Şener

kaynak

SocialTwist Tell-a-Friend

Abdüllatif Şenerin partisi

Pazartesi, 25 Mayıs 2009

http://www.hurriyet.com.tr/_np/5524/8055524.jpg

Abdüllatif Şener düzenlediği basın toplantısında “Türkiye” partisini anlattı. İşte konuşmasından satırbaşları:
- ‘Başbakan Şener’ sloganları arasında basın toplantısına başladı

- Bir mesai gününde örgütlenmeiş, henüz kuruluşunu yapmamış hiçbir siyasi oluşum şu salondaki ve bu slaonun dışındkai coşkuyu ortaya çıkaramaz

- Bu parti Türkiye partisidir, bu ülkenin partisidir

- Uzaktan yakından gelerek birlikte tanıtımını yaptığımız bu parti geleceğin partisidir

- Yeni bir siyaset inşa edeceğiz, gençlerin önünü açacağız, genç bir nüfusa sahip, genç bir parti olarak kurulmuştur

- Kadınlarımızın siyasete katılımını arttıracağız. Kadınlarımızı siyasete davet ediyoruz

- Edirne’den Hakkari’ye kadar tüm kadınları siyasi karar süreçlerine ortak olmaya davet ediyorum

- Siyasetin kenarında, köşesinde bırakılan gençlerimizi siyasete davet ediyorum.

- Bunu gerçekleştirecek olan halkımızın kendi iradesidir

- Bugün 25 Mayıs 2009. Dün için 25 Mayıs önemli bir gündür. Bugün daha önemli hale gelmiştir. Çünkü Türkiye Partisi kurulmuştur.

- Bütün insanlarımızı kucaklamak, kimseyi ötekileştirmemek için kurulmuştur

- Tarihe bir kez daha 25 Mayıs’ı nakşediyoruz

- Uzunca bir süredir partileşme sürecini birlikte yaşıyoruz

- Ne zaman dediniz? Bugün mü yarın mı? 25 Mayıs’ı Türkiye Partisi’nin kuruluış günüm oalrak seçtik. Çünkü geçmişte 25 Mayıs bizim bundan sonra atacağımız adımların köşe başlarına işaret etmektedir

Neler oldu 25 Mayıs’ta?

- Bir Türk 1995’te dünyanın en yüksek tepesi olan Everest tepesine çıktı.

- 1944’te bu ülkede milli sanayi vardı, Türkiye’de Nuri Demirağ tarafından uçak fabrikası kuruldu. Bu fabrika uçağını üretti, milli sanayimizin yolcu uçağı ile ilk yolculuk İstanbul’dan Ankara’ya 25 Mayıs 1944’te gerçekleştirildi

- Son yüzyılını Osmanlı devleti yarı sömürge olarak geçirdi. TC kurulmuş ama Osmanlı’nın borçlarını devralmıştır. 1955 yılının 25 Mayısında TC Osmanlı’nın borçlarının son taksidini ödemiştir.

- Ekonomimizi bağlılılıklar, bağımlılıklar ve dış dalgalara teslim olmuş bir yapıdan kurtarıp birlikte yapılandıracağız

- Bugün Türkiye yeni bir parti ile kucaklaşıyor

- Türkiye, Türkiye Partisi ile kucaklaşıyor

- Niyetimiz ve kararlılığımız hizmettir, dürüst siyasettir

- Allah hayırlı ve doğru faydalı işler yapmamızı bizden hep iyilikler sadr olmasını nasip etsin inşallah

- Bu parti yeni bir partidir, bu kadro yepyeni bir kadrodur

- Türk siyasetinde çok sayıda siyasi parti var 50’nin üzerinde

- Bunca siyasi partiden sonra neden yeni bir parti, neden yeni bir kadro, neden yeni bir siyaset tarzı?

- Çünkü Türkiye’nin yeni bir siyaset tarzına ihtiyacı var. Milletimizin yeni bir irade ortaya koymasına ihtiyacı var. Biz buna cevap veriyoruz

- Dünyada olup bitenler Türkiye’yi sarsıyor. Türkiye’de varolduğunuz sandığınız sorumlular Türkiye’yi küresel dalgalara teslim ediyor

- Türkiye dışarıdan ve içerden istikrarsızlığa doğru itiliyor

- Türkiye’nin ve halkımızın ihtiyaçlarına bu yapıda cevap yoktur. Onun için yaşadığımız koşulları iyi bilmeden Türkiye Partisi’ne neden ihtiyaç olduğunu kavrayabilmek zordur

- Türk ekonomisi politikasızlığa teslim olmuştur

- İşsizlik Türkiye’yi kasıp kavuruyor, feryatları işiten sorumlular yok ortada. Ekonomi sorumluları Türkiye’nin dertlerine yabancılaşmış vaziyette. İşsizin derdini bilmiyor, duymuyor

- Türkiye’de tarım dışı işsizlik yüzde 30’a çıkmıştır

- Evine bir lokma götürmek için iş arayan mağdur vatandaşların feryadına kulak vermeden bu ülke yönetilemez

- Dünyada en fazla küçülen ekonomilerden biri Türk ekonomisidir

- Tüm sektörler şu kriz ortamında teker teker çökmektedir

- Bu ülkede tüm sektörler tasfiye sürecine girmişken sorumluların gece gündüz mesai yapması lazım

- Bu heyecanı hisseden varsa bu ülkede tek bir kişi varsa gelsin desin ki ‘Ben gördüm, çalışıyorlar, arıyorlar’ desin ama yok

- Kamuoyuna arada bir paketler açıklıyorlar. Açıklanan paketlerde ne ekonomiyi bugün için ayağa kaldıracak ne de geelcek için hiçbir güçlü tedbir yok. Sadece kamuoyunu aldatma var. Sadece stoklara ve ithalata dayanan bir önlem paketi açıklıyorlar. Titanik gemisi batarken üst katta mobilyaların yerini değiştirmek demektir bu.

- Bilmiyorlarsa gelsinler birlikte çalışalım. Bilgi birikimimizi birlikte paylaşalım.

- Ülkede yatırım yok. Yatırım kredisi kullanabilen yok

- Bütçe açıklarındaki patlamayı kapatabilmek için Hükümet, bankadaki tasarrufları çekmeye yönelmiştir. Böylesine bir gidiş kriz sonrası içinde sağlıksız bir gidiştir

- Emekliler unutuldu, perişan oldu ama hatırlayan tek bir sorumlu ortada yoktur

- Bölgemizde sınırlar değişiyor, Ortadaoğui Kafkaslar, Balkanlar yeniden şekilleniyor. Biz terörle mücadele ediyoruz. Yoğun bir diplomasi trafiği yaşıyoruz. Başbakan çiftçi ile görüşüyor mu? Gece gündüz kiminle görüşüyor. Diplomasi trafiğinde dışarıdan gelen temsilcilerle görüşüyor. Bunun anlamı bölgemiz Ortdaoğu yeniden yapılandırılırken Türkiye sorunların hiçbirini kendi stratejisi ile çözme kararlılığını göstermiyor.

- Bu ülkenin bir de iç siyasette görüntüsüne bir bakalım. İçerde siyasi kavgalar var. İçerde kavga çıkaracaksınız, kurumlar arasında sorun çıkaracaksınız ki dış devletlerin yapılanmalarına uygun bir durum ortaya çıksın

- Geleneksel siyaset tarzını bir kenara bırakıyoruz, yepyeni bir siyaset tarzını hep birlikte ortaya çıkaracağız

- Hepsinin yaptığı aynı şeydir. Mevcut partilere bir bakın. Yaptıkları siyaset tarzına bir bakın. Her birinin bu ülkenin insanlarını farklı bir köşeye çekmeye çalıştıklarını görürsünüz

- Bu yapının değişmesi için yeni bir siyaset tarzına ihtiyaç var dedik ve Türkiye Partisi’ni bu amaçla kurduk

- Biz ayrıştıran, kutuplara çeken bir siyasi parti değiliz. Biz demokratik bir merkez partisiyiz, Türkiye partisiyiz

- Siyaset, yargı, üniversiteler, aydınlar, en temel milli meselemizde bile karşılıklı güven sorunu yaşarken bu ülkenin sorunları nasıl çözülecek

- Eski siyaset tarzında kavga ve kutuplaşma vardır

- Eski siyaset tarzı halksız demokrasi derken biz Türkiye Partisi halksız demokrasiye hayır diyerek ortaya çıkıyoruz

- Biz kavgaya, kin ve nefrete taraf değiliz çünkü merkezdeyiz

- Siyaseti gençlerimizle yenileyeceğiz

- Kimseyi ötekileştirmeyeceğiz

- Tüm farklılıklarımızla tek bir vücut olarak biz olacağız

- Ülkemizin gerçeklerini biliyoruz

- Hiçbir gerçeklikten kaçmayacağız

- Kurumlar arsı güveni kuracağız

- Sistemin çözüm üretme yeteneğini arttıracağız.

- Bizim dönemimizde şeffaf siyaset olacak. Kamu kaynaklarının nasıl dağıtıldığını isteyen her yurttaşımız açık seçik görecektir.

- Her vatandaşımız imar tadillerinin ne zaman, kimler için yapıldığını görecektir

- Liyakat ve başarının ödüllendirildiği bir toplumsal ve kurumsal kültür inşa edeceğiz

- Halkın temsilcilerini, vekillerini kendisinin belirlemesine imkan sağlayacağız

- Bu yolda bende varım diyen herkes kadromuzdur. Sağladığınız her katkı programımızdır, heyecanımızdır

SORU-CEVAPLAR

Kurucu üyelerinizde akasemisyenlerin çoğunluğu dikkatimizi çekti?
Dikkatli brişekilde kurucularımızı izledik. 7 öğretim üyesi var kurucularımız arasında, 9 bayan arkadaşımız var.

kaynak

anahtar kelimeler :

Abdüllatif Şenerin partisi,Abdüllatif Şenerin partisinin adı ne,Abdüllatif Şenerin partisinin ismi ne,Abdüllatif Şenerin partisini ne zaman kurdu,amblemi


SocialTwist Tell-a-Friend

siyasi partiler ve demokrasi

Salı, 31 Mart 2009

siyasi partiler ve demokrasi

1. Demokrasi ve Siyasî Partiler

Çağdaş liberal-demokrasilerin vazgeçilmez aktörleri olarak görülen siyasi partiler demokrasinin tarihsel gelişiminin mantıkî bir sonucu olarak ortaya çıkmış değildir. Başka beşeri kurumlar gibi, siyasi partiler de “tarihsel olarak zorunlu” olgular değildirler; yani, demokrasi tarihi pekalâ başka şekilde gelişebilir ve siyasî partiler ortaya çıkmayabilirdi. Modern siyasî partiler, esas itibariyle, Batı Avrupa ve Kuzey Amerika’nın 18. ve 19. yüzyıl sosyal ve siyasî tarihinin özel şartlarında ortaya çıkmış politik örgütlerdir. Demokrasi uygulamasının 20. yüzyılda aldığı şekil de bu “tarihsel” yapıların varlıklarını sürdürmelerine imkân vermiştir. Oysa, klâsik demokrasi anlayışının siyasî partileri bırakınız zorunlu görmeyi, bunların onunla uyuşacakları bile şüphelidir.

Bu elbette, siyasi partilerin günümüz şartlarında demokratik sistemler için önemini inkâr etmemizi gerektirmez. Şöyle veya böyle, siyasî partiler bugün temsilî demokrasinin zorunlu araçları durumundadırlar. Demokrasi ideali günümüzde aşağı yukarı temsili bir model içerisinde uygulanabilirlik kazanmıştır; çağdaş liberal demokrasiler de esas itibariyle temsili demokrasilerdir. Gerçi, öteden beri bu modele birtakım teorik eleştiriler yöneltilmiştir, ama bugün gündemde olan “katılımcı demokrasi”, “müzakereci demokrasi”, “radikal demokrasi” gibi eleştirel perspektiflerin gerçekten alternatif demokrasi modelleri sundukları söylenemez. Daha açık bir anlatımla, ne “katılımcı demokrasi”, ne “müzakereci demokrasi” (deliberative democracy) ne de “radikal demokrasi” kendi başlarına uygulanabilir, bütünlüklü modeller oluşturmamaktadırlar. Bunları, temsilî demokrasinin kimi eksiklerini telâfi etmeye, ona “demokrasi” kelimesinin çağrıştırdığı anlamların tümünü kapsayacak bir nitelik kazandırmaya hizmet etmesi mümkün birer teorik katkı olarak görmek daha doğrudur.

Bunun konumuz bakımından anlamı şudur: Temsili demokrasiye yöneltilen eleştirilerin sahiplerinin tavsiye ettikleri düzeltmeler yapılsa veya yapılabilse bile, yakın bir gelecekte demokrasi uygulamasında siyasî partilerin merkezî önemi ortadan kalkacak gibi görünmüyor. Bununla beraber, yapıları ve işleyişleri, hatta demokrasideki rollerinin önem derecesi bakımından siyasî partilerin kimi değişikliklere uğraması da ihtimal dışı değildir. Esasen, söz konusu eleştirel perspektiflerden bağımsız olarak, siyasi partilerde bu gibi değişikliklerin işaretleri bir süredir zaten ortaya çıkmaya başlamıştır.

2. Değişme Eğilimleri

Bu değişme eğilimlerinin bir kısmını kısaca gözden geçirelim. Bir kere, siyasî partileri çağdaş demokrasi uygulamasında anlamlı kılan temel nokta, onların toplumla devlet arasındaki ana bağlantı ve iletişim araçları olmalarıdır. Bu açıdan meseleye bakıldığında, günümüzde siyasî partilerin bu temel işlevlerini gitgide yitirdikleri görülmektedir. Nitekim, son zamanlarda siyasî partilerin seçmenleri politikaya entegre etmek veya politikayı yönlendirmek işlevine sivil toplum içinden yeni rakipler çıkmış veya böyle bir rekabet potansiyeli taşıyan yapılar bugün daha etkili hale gelmiştir. Bu arada, sendikaların geleneksel önemi zayıflarken, başka sivil örgütler güçlü birer politik aktör olarak ortaya çıkmaktadır. Bu sivil örgütler arasında, global ölçekte faaliyet gösteren sivil toplum örgütleri özel bir önem taşımaktadır ki, demokrasi uygulamasında bu tamamen yeni bir durumdur. Ayrıca, belirtmek gerekir ki, haberleşme teknolojisindeki devrimci değişmeler de demokrasilerde partilerin “siyasî iletişim” kanalları olma rolünü azaltmıştır.

İkinci olarak, bu ve buna benzer başka etkenler sonucunda, son dönemlerde seçmenlerin parti bağlılıkları zayıflamakta, seçmenler daha pragmatik ve araçsal düşünür hale gelmektedir. Bu olgu, partilerin sosyal temellerini bulanıklaştırmaya başlayan temel nedenler arasında yer almaktadır. Keza, küreselleşmenin yoğunlaşması ve modernliğin yaygınlaşması da sınıf ve din temelli gerilimleri yumuşattığı ölçüde bu sonuca katkıda bulunmaktadır. Mamafih, küreselleşme başka bir yönüyle de ulusal toplum içindeki grup veya topluluklarda kimlik bilincini beslemek suretiyle, siyasî partiler eksenine yeni bir boyut eklemekte veya bu boyutu eskisine göre daha etkili hale getirmektedir.

Üçüncü olarak, medyanın ve diğer iletişim araçlarının gelişmesi ve etkinliğinin artması partilerin ulusal düzeydeki imajlarını öne çıkardıkça, yerel parti örgütleri zayıflamaktadır. Bu durum hem siyasi partileri seçmen kütlelerinden çok medyaya karşı duyarlı hale getirmekte, hem de onları devletin desteğine daha fazla muhtaç hale getirmektedir.

Dördüncüsü, globalleşme sürecine paralel olarak, bir yandan iktisadi rekabetin sınıflar-arası (ulusal düzeyde) olmaktan çok uluslar arası düzeyde gerçekleşmesi, öbür yandan piyasa ekonomisi düşüncesinin yaygınlaşması da kamu mülkiyeti ve sendikal ayrıcalıkların artırılmasını talep eden eski-tarz sosyalist partileri geriletmekte veya onları varlıklarını sürdürebilmek için pozisyonlarını önemli ölçüde revize etmeye veya yeniden konuşlanmaya zorlamaktadır. Nihayet, bütün bu etkenler partilerin “yönetme” işlevindeki rollerini azaltmakta ve dolayısıyla “parti hükümeti” olgusu da zayıflamaktadır.

Bununla beraber, belirtmek gerekir ki, bütün bu gelişmeler sonucunda, bir ölçüde yapı, işlev ve rol değişikliğine uğramış olsalar da, siyasi partiler bugün halâ birçok ülkede geniş toplum kesimleri için siyasal katılmanın başlıca araçları konumundadırlar. Bu, Türkiye gibi “yarı-demokratik” ülkeler için özellikle doğrudur. Gerçekten de Türkiye’de, siyasi partilerin –Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin ısrarla dile getirdiği üzere- “kollektif ifade araçları” olarak güvence altında olmaları yurttaşlar için hayatî önemi haizdir. Çünkü, başka alanlarda özgür tartışma ve kamu siyasetine ilişkin önerilerde bulunma imkânları son derece kısıtlanmış olan Türkiye yurttaşları için siyasî partiler bir ölçüde “kurtarılmış bölgeler” gibi görülebilirler. Esasen bugün Türkiye’de siyasî partilerin yoğun devlet baskısı veya denetimi altında tutulmasının temel nedeni, otoriteryen eğilimli devlet seçkinlerinin partilerin bu özgül işlevinin farkına varmış olmalarıdır.

3. Sonuç

Türkiye’de “militan demokrasi” ve “devletin ve demokrasinin korunması” söylemi ile siyasî partilerin kapatılması meselesini de bu çerçevede değerlendirmek gerekir. Böyle baktığımızda, Türkiye’de bu temaların carî baskıcı siyaseti haklılaştırma sadedinde dile getirilmekte olduğunu fark etmemek imkânsızdır. Türkiye’de partilerden, devletçe ayrıcalıklı hale getirilmiş bir tek ideolojinin birbirinden ancak nüanslarla ayrılan çeşitlemelerine bağlı kalmalarının beklenmesi de bununla ilgilidir. Siyasî partiler korporatist siyasetin resmî meşruluğa sahip sadık aktörleri olarak görülmekte ve devletçi rantın paylaşılması imkânının sunulması onların sisteme sadakatini garanti etmeye yöneliktir. Partilere devlet yardımı kurumu da esas olarak bu amaca hizmet etmektedir. Bu şartlar altında, Türkiye’deki “meşrû” siyasî partilerin halkın yönetimi amacına hizmet etmek yerine zamanla devletin “yanaşması” haline gelmeleri, hatta devletin toplumu kontrol araçları olarak işlev görmeleri anlaşılabilirlik kazanmaktadır.

Demokrasi bir öz değil, bir formdur, süreçtir. Demokraside esas olan şu veya bu müesses kurumun ilanihaye muhafazası değil, hangi kurumların ve politikaların gerekli olduğunu yurttaşların belirlemesine imkân verecek usul, yöntem ve araçların korunmasıdır. Demokrasi belli bir andaki kurumsal yapıyla ve güç ilişkileriyle özdeşleştirilemez; demokrasi sürekli bir oluşumdur. Bu nedenle, demokrasiyi korumak amacında samimi olanların, her şeyden önce, demokratik yöntemlerin ürettiği sonuçlara saygılı olmayı öğrenmeleri ve içselleştirmeleri gerekir. Demokratik yöntemlerin özü ise onların kamunun “konuşma”, “tartışma” ve “katılma”sına aracılık edebilmelerini müesseseleştirmesi ve güvence altına almasıdır. Konuşacak, tartışacak ve katılacak olanlar da, tabiatıyla, yurttaşlardan –yani, “halk”tan- başkası değildir. Bundan dolayı, demokrasiyi kimi yurttaşların siyasi görüşlerinden korumak demek “demos”u, yani demokrasinin aslî öznesini budamak demektir. Onun için, demokrasiyi toplumdan korumak istemek paradoksal bir talepte bulunmaktır; olmayacak bir şeyi, “halksız bir demokrasi”yi istemektir.

SocialTwist Tell-a-Friend

siyasi partiler kanunu madde 40

Salı, 31 Mart 2009

siyasi partiler kanunu madde 40

SİYASİ PARTİLERDE ADAY ADAYLIĞI VE MERKEZ ADAYLIĞI

MADDE 40 – (Değişik 1. Fıkra: 3270 – 28.3.1986) Siyasî partiler, Anayasa ve kanunlarda belirtilen şartlara aykırı olmamak kaydıyla adaylarda daha başka ne gibi şartlar bulunması gerektiğini tüzüklerinde gösterebilirler.

Bir kimse, aynı zamanda, önseçimlerde ve merkez adaylığında değişik siyasal partilerden veya aynı partiden, aynı seçim için birden fazla seçim çevresinden önseçime katılamaz.

Bir kimse, bir partiden önseçim veya merkez adaylığı yoklamasına katıldıktan sonra başka bir partiden merkez adayı gösterilemez ve partisinden istifa etmedikçe bağımsız aday olamaz.

(Değişik 4. Fıkra: 3945 – 25.12.1993) Mahallî teşkilatın yönetim kurulu başkan ve üyelerinden, görev yaptıkları yerden aday adayı olmak isteyenlerin görevlerinden istifa etmelerine ilişkin usul ve esaslar siyasî partilerin tüzüklerinde belirlenir.

Bu hükümlere aykırı hareket edenlerin adaylığı Yüksek Seçim Kurulu tarafından iptal edilir.

Siyasî partilerin genel başkanlığı partilerinin, aday adayları listelerini ve seçim çevrelerini önseçimin yapılacağı tarihten en az yirmi gün önce saat onyediye kadar Yüksek Seçim Kuruluna ve ilgili il ve ilçe seçim kurullarına bildirir. Kurullarca ilgiliye bir alındı belgesi verilir.

Bu bildirimden sonra adaylıktan çekilmek önseçime kadar dikkate alınmaz. Ancak, bu gibiler aday seçilmişlerse çekilmeleri hüküm ifade eder. Ölüm halinde de aynı hüküm uygulanır.

kaynak

SocialTwist Tell-a-Friend

siyasi partiler yasası

Salı, 31 Mart 2009

SİYASİ PARTİLER KANUNU

siyasi partiler yasası

OKUMAK İÇİN

(((( TIKLA )))))



SocialTwist Tell-a-Friend