‘sağlıkla ilgili yazı’ olarak etiketlenmiş yazılar

sağlıkla ilgili yazı

Çarşamba, 01 Nisan 2009

sağlıkla ilgili yazı

Halk içinde muteber bir nesne yok devlet gibi / Olmaya devlet cihanda bir nefes sıhhat gibi.” Zamanın bütün zenginliklerine ve Osmanlı İmparatorluğunun tahtına sahip olan Kanuni Sultan Süleyman; sağlığın elde edilen tüm nimet ve zenginliklerden daha üstün olduğu çok anlamlı bir biçimde bu şiirle dile getirmiştir.Gerçekten de sağlık mutlu bir hayatın parçasıdır.

Hastalık ve sağlık kavramları kültürlere bağlıdır. Bir yörede,toplumun çoğunda bağırsak paraziti varsa,bu durum hastalıktan sayılmayabilir.Sigara içen biri kişi,öksürüğünü sigaraya bağlayıp gerçek nedeninin bir başka şey olabileceğini dahi düşünmeyebilir.Çocuğu ishal olan bir anne,tüm çocuklar ishal oluyor düşüncesiyle bu durumu hastalıktan saymayabilir.Bir sakatlık olarak bilinen ve kundak yapılan çocuklarda çok görülen doğuştan kalça eklemi çıkığı Navajo yerlilerinde çok yaygın olduğundan hastalık olarak kabul edilmez.

Eskiler bazı köylerde belli bir yaştan sonra trahoma bağlı körlüklerin kaçınılmaz bir durum olduğuna inanıldığını,ancak devletin etkin trahom mücadelesi ile körlüğün kaçınılmaz bir olay olmadığını anladıklarını belirtirler.Ayrıca pek çok kişi hasta veya yakınması olmadığı zaman kendisini sağlıklı kabul eder.

Hastalık ve sağlık kavramları kültüre bağlı olmasına rağmen,insan her yerde insandır ve bu nedenle sağlığının bir evrensel tanımı olmalıdır.Dünya Sağlık Örgütü sağlığı şöyle tanımlanmaktadır:”Sağlık,yalnızca hasta veya sakat olmamak değil bedenen,ruhen ve sosyal yönlerden tam bir iyilik halidir.”Bu tanım artık bütün dünya ülkelerinde kabul edilen bir tanımdır.O halde,kişinin tam sağlıklı olabilmesi için bedenen hasta veya sakat olmaması yetmemektedir.Bu kişinin aynı zamanda ruhen de dengeli olması,sosyal yönden tam bir iyilik hali içinde olması gerekmektedir.İnsanı diğer canlılardan ayıran özelliklerden biri de sosyal bir varlık oluşudur. Yaşamımızın her anında çevremize ki kişilerle ve olaylarla ilgili ve kaşıklıklı bir etkileşim içinde bulunuruz.Bu olayların sağlığımızı etkilediği bir gerçektir.Öyle ki,toplum hayatının etkileri sonucu oluşan bazı hastalıklar için sosyal hastalıklar deyimi kullanılmaktadır.

Verem hastalığı bunlardan biridir. Bu hastalığın,toplumun ekonomik olarak düşük düzeydeki,yoksul,çok çocuklu,eğitimsiz ve bozuk bir çevrede yaşayan ailelerde daha fazla görüldüğü bilinmektedir.Bir başka deyişle yoksulluk,eğitimsizlik gibi sosyal olgular,verem hastalığının temelinde yatan olaylardır.Aynı şekilde yetersiz beslenmede,gelişme geriliğinde,bulaşıcı hastalıklara yakalanmada, kazaların oluşmasında,hatta doğuştan sakatlıkların ortaya çıkmasında sosyal ve kültürel faktörlerin payı vardır.Özetle sağlık sosyal bir olaydır. aynı zamanda.Bu nedenle,sağlık olaylarından ve sağlıklı olmak için yapılması gereken çabalardan söz ederken;sağlığı etkileyen biyolojik ve fiziksel nedenlerin yanı sıra sosyal olayların da göz önünde bulundurmak zorundayız. İnsanı anlayabilmek,hastalık ve sağlığını değerlendirebilmek için onu çevresi ile bir bütün olarak kavrayabilmek ve insanla çevresi arasındaki etkileşimi anlamak gerekir.İnsanın çevresini incelemeyi kolaylaştırmak için,çevresel etmenleri;biyolojik ,fizik ve sosyal çevre olmak üzere üçe ayırabiliriz.Bu etmenler ve insan sürekli bir etkileşim halindedir.Etkileşim;yalnız insan ve çevresel etkenler arasında değil aynı zamanda bu etkenler arasında da vardır.Bu etkileşme ağı içinde insanı bir bütün olarak görmek gerekir.Bunu bir saatin çeşitli parçalarını ve nasıl işlediğini bilmek,onu bir sakat olarak görmemizi engellemediği gibi insan ve çevresindeki etmenleri ayrı ayrı görüp bilmemiz,bütünü düşünmemiz ve görmemizi engellemediği gibi insan ve çevre- sindeki etmenleri ayrı ayrı görüp bilmemiz,bütünü düşünmemiz ve görmemize engel olmamalıdır.

Günümüzde en önemli hastalıkların nadir veya tedavisi güç hastalıklar değil,bir toplumda en çok görülen,en çok sakat bırakan ve en çok öldüren hastalıklar olduğu anlaşılmıştır.Kişi ve toplumların sağlık düzeyini,sosyal ve ekonomik nedenler belirler;bunlar fizik,biyolojik ve diğer çevre faktörleri değil, küçük toplumsal birim olan aileden başlayarak bütün toplumun sorunudur.

Sağlıkla ilgili harcamalar bir masraf değil,insan gücü yatırımıdır.Hastalanan ve ölen kişiler toplum için kayıptır.Toplumların en önemli zenginliği sağlıklı ve iyi yetişmiş insan gücüdür.Sağlık harcamaları bir yatırımdır.Çünkü üretim ve katkı gücü yüksek bir insan gücü yaratmayı amaçlar.

İlkçağlarda hastalıkların;kötü ruhlar,cinler ve periler veya niyetlerin bakışlarından(nazar) meydana geldiğine inanılırdı.Bilimsel gelişmenin emekleme döneminde olan insanlar;karşılaştıkları sağlık sorunlarını,sihir,muska,mavi boncuk,büyü gibi araç ve uygulamalarla çözmeye çalışıyorlardı.Salgınlar gibi toplumsal felaketlerde tapınaklara doluşur,ayin yapılıyor,büyücülere koşuyorlardı. Ne yazık ki günümüzde de bu gibi ilkel yaklaşımların kalıntıları, eğitim düzeyi düşük kişiler arasında sürüp gidebilmektedir.

Daha sonra bazı temel besin maddelerinin eksikliğinin önemli sağlık sorunlarına yol açtığı anlaşıldı.Daha önce lanetlenmiş gemilerde çıktığı sanılan skorbüt hastalığının,sadece kuru ve konserve veya salamura yiyecek yenilmesinden kaynaklandığı anlaşıldı.Skor bütün C vitamini eksikliğinden meydana gelen bir hastalık olduğu ortaya çıktıktan sonra sorunlar daha kolay çözümlendi. Bunu mikropların bulunuşu izlendi.Bir çok hastalığın sebebi mikroplardı.Daha sonra mikropların neden olduğu hastalıkların büyük çoğundan bağışıkla ma ile korunabilmenin mümkün olduğu ortaya çıktı. Sanayileşme;çevre kirliliği,hava kirliliği ve kimyasal atık sorununu birlikte getirdi.Artık çevre olayları daha geniş anlamda bir sağlık sorunu yaratıyordu. Sorunların çözümü için insanı çevresi ile bir bütün olarak ele almak gerekliydi.

SocialTwist Tell-a-Friend

sağlıkla ilgili yazı

Çarşamba, 01 Nisan 2009

sağlıkla ilgili yazı

sağlıkla ile ilgili çok sayıda haber, bilgi, nasihat okuyorsunuz. Bunlar bazen birbiri ile çelişiyor. Kolesterol düzeyi, ateroskleroz ( damar sertliği ) için “önemli bir risk faktörüdür” diyenlerin yanı sıra “aldırmayın kolesterol yararlıdır” diyenlere rastlıyorsunuz. Hayvani yağlardan kaçının tavsiyelerine karşın “bu yağların zararı yoktur. Yumurtayı da istediğiniz kadar yiyebilirsiniz” diyenler var. Çeşitli vitaminler öneriliyor. Kimisi öğrenmeye kimisi bellek güçlendirmeye, bazıları kas gücü kazanmaya iyi geliyor. Cinsel gücü arttıran çok şey var. Çok sayıda ilaçlara, bitkilere, çaylara, otlara, mantarlara atfedilen büyük yararlar söz konusu.

Unutmamak gerekir ki, denetim mekanizmalarının işletilmediği kapitalist bir düzende sağlık, pazar ekonomisinin kurallarına göre yapılanıyor. Sağlık haberlerini veren medya da öyle. Böyle bir ortamda hekimlerin, sağlık mensuplarının da bilime bağlı olmaları, bilimsel gerçekleri öğrenip onlara sadık kalmaları ve sağlık endüstrisine karşı durmaları pek kolay değildir. İlaç firmaları ve ilaç reklamları, alternatif tıp üreticileri, bilimsel gerçekleri rahatça gölgeleyebilir ve piyasa egemenliğini kurabilirler.

Yazık ki, Türk toplumu bir bilim toplumu olmaktan uzak kalmıştır. Cesaretle söyleyebilirim; eğitimli insanlarımız bile bilime çok yakın değildirler. Bu, yüzlerce yıllık geçmişimizden gelen bir zaafımızdır. Mustafa Kemal’den sonra gelenler, onun açtığı o aydınlık yoldan yürümediler. Bu ülkeyi yönetenler bilime bağlı, bilime, ilerlemeye, emeğe, halka saygılı insanları acılar içinde, düş kırıklıkları ve derin kaygılar içinde yaşatmışlardır.

Türkiye’yi yalnız bilimden değil, moralden ve insani değerlerden de uzak bıraktılar. Cumhuriyetin ilkelerine, aydınlanmaya, bilime, çağdaşlığa sadık kalsa idik, Türkiye’nin halkı hiç kuşkusuz çok daha sağlıklı olacak ve sağlık bilincine kavuşacaktı. Neyin doğru, neyin yanlış ve aldatmaca olduğunu anlayacak, algılayabilecek, Cumhuriyetin 85. Yılında ortalama 4 yıl eğitim düzeyinde kalma utancını yaşamayacaktı. Vitaminlerden ve saadet haplarından çok daha fazla çevre sağlığına önem verilecek, koruyucu sağlığa öncelik verilecekti. Sizi temin ederim, ülkeye Atatürk’ün miras bıraktığı akıl ve bilim egemen olsaydı, acılar ve gözyaşları içinde gencecik çocuklarımızın tabutlarını taşımayacak, bir bayram süresince trafikte 146 insanımızı kaybetmeyecek, iki ayda 62 bebeğin ölüm haberini almayacak, Atatürk’ün Çankaya’sına bu kadar hüzün dolu duygularla bakmayacaktık.

Bu değerlendirmelerimi yazılarımda, konuşmalarımda ısrarla sürdüreceğim.

Şimdi size sağlıkla ilgili tartışılmaz doğruları sıralayacağım. Yazımın başında sağlık konusunda yapılan tavsiyeler arasında çelişkiler olduğunu belirttim. Çelişkinin söz konusu olmadığı bazı gerçekler var.

1. Tansiyon çok önemli, en iyi şekilde kontrol edilmeli, en uygun ilaçlarla tansiyonun normal düzeyde stabil kalması sağlanmalı.
2. Tartışılmayan şeylerden biri kilo fazlalığı. Yıllar önce bir dirhem et bin ayıp örter denir, balıketi kıvamı makbul sayılırdı. Alınacak çeşitli ilaçlardan, vitaminlerden çok daha önemli olan, şişmanlığı, kiloları önlemektir.
3. Hareketli olmak ve yeterli düzeyde yürüyüşler yapmak. Hareketsizlik açıkça hastalıkları davet ediyor.
4. İnsanlarımızda şeker ( diyabet ) çok sık görülüyor. En iyi şekilde kontrol edilmeli. Kan düzeyi aç karnına 150, tok karnına 200 mg geçmemeli.
5. Şampiyonluğa oynadığımız sigara tüketiminin toplumda ne büyük bir tahribata açtığını belirtmeğe sanırım gerek yoktur.
6. Bizim Akdeniz tipi bol sebzeli, meyveli, salatalı, otlu, yağı şekeri kısıtlı beslenmemiz çok iyi.
7. Bundan sonrası, size yol gösterecek, gereken incelemelere başvurmanızı öğütleyecek iyi yetişmiş, geniş ufuklu bir hekimle temas halinde olmak çok yerinde olur.

Sağlıkla ilgili bir tavsiye aldığınızda, okuduğunuzda, televizyonda izlediğinizde ona uluorta sarılmadan önce, lütfen bilimden nasibi olan inanılır uzman kişilere sorunuz, danışınız.

kaynak

SocialTwist Tell-a-Friend